featured
  1. Haberler
  2. Orta Doğu
  3. Gazze Planı: Uluslararası İstikrar için Belirsiz Bir Çerçeve ve Bölgesel Kontra

Gazze Planı: Uluslararası İstikrar için Belirsiz Bir Çerçeve ve Bölgesel Kontra

Uluslararası arenada hızla değişen jeopolitik dengeler eşliğinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Gazze için ele aldığı 20 maddelik taslak, taraflar arasındaki güç dinamiklerini yeniden gündeme taşıdı. Ateşkes umudu bir yandan nefes aldırsa da, planın uygulanabilirliği ve güvenlik mekanizmaları derin tartışmalara yol açıyor. ‘‘Uluslararası istikrar gücü’’ adı verilen mekanizmanın rolü ve yetki sınırları netleşmediği için tasarının oylama aşamasında dahi belirsizlikler sürüyor.

Arap dünyası için bu taslak, Filistin üzerindeki insani krizleri durdurmak adına zorunlu bir adım olarak görülürken; Washington’un Körfez ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirme imkanı olarak da değerlendiriliyor. Ancak İsrail’in sahadaki operasyonlarına karşı uygulanabilir bir yaptırım mekanizmasının olmaması ve tasarımın siyasi denetim açısından tek taraflı bir gözetim çerçevesine dayanması, Gazze’de istikrarlı bir düzenin kurulmasını zorlaştırabilir endişelerini tetikliyor. Bölgesel ve küresel basın ise bu planı, diplomatik ve askeri yönleriyle “uygulaması en zor barış çerçevelerinden biri” olarak tanımlıyor.

Gazze tasarısının ardından Rusya ve Çin’in çekimserliği ile birlikte uluslararası aktörler arasındaki dengeler de etkilenmeye başladı. Dr. Ali Semin ise bu durumu, planın kamuoyundaki kabulünün ardında yatan sebepleri ve pratikte karşılaşılabilecek sorunları değerlendirdi. Ateşkesin Gazze için nefes olduğu; planın ise İsrail lehine işlediği görüşünü, Arap ülkelerinin içten gelen barış talebiyle taslağa destek vermesinin arkasında bu bakış açısının yattığını belirtti.

Rusya ve Çin’in veto etmeme nedeni konusundaki analizinde Semin, BM’nin kararı üzerinde baskıyı azaltmanın amaçlandığını ve bu iki ülkenin de bölgesel dengelerde sömürgeci geçmişlerinin olmaması nedeniyle farklı bir rol üstlenebileceğini ifade etti. Planın içeriği netleşmediği için özellikle Türkiye’nin istikrar gücündeki rolü ve bu gücün Hamas karşıtı faaliyetlerde nasıl konumlandırılacağı konuları hâlâ tartışmalı kalıyor. Uygulamada ise güvenlik gücünün sınırları ve taraflar arası eşitlik konusunda belirsizlikler sürüyor.

Dr. Semin’e göre Arap dünyası 9 Eylül’de Katar’a yönelik saldırı ile İsrail’in tehdit olarak algılanması konusundaki kırılmayı deneyimledi. Körfez ülkeleri, ABD ile olan güvenlik bağlarını yeniden teyit etmek isterken, aynı zamanda İsrail’in politikalarına karşı dengeli bir yaklaşım arayışında. Bu süreçte Trump yönetiminin rolü, kendine has bir şekilde güvenlik ve ekonomik çıkarlarını dengelemek üzerine kurulu görünüyor: “Para sizden, yetki benden” yaklaşımı, Gazze’nin yeniden inşasına yönelik maliyetleri Körfez ülkelerine yükleyerek ağlarını genişletme amacını taşıyor.

İstikrar gücünün yapısal belirsizliği ve Türkiye’nin muaf tutulması ihtimali, uygulanabilir bir denetim mekanizması kurup kuramayacağı konusunda nihai cevabı zorluyor. Ayrıca istikrar gücünün Hamas’ı silahlardan arındırma veya tünelleri yok etme gibi görevleri nasıl yerine getireceği konusu net değildir. ABD’nin sunduğu güvence ise taraflar arasında bir denge kurmayı amaçlarken, gerçek uygulamada karşı tarafların karşılıklı sorumlulukları ve yaptırımların nasıl işleyeceği hususları belirsizliğini koruyor. Böylece barış çabaları sözde kalabilir veya sahada beklenmedik kırılmalara yol açabilir.

Arap dünyasının İran mı İsrail mi tehdidi algısı değişti ve 9 Eylül sonrası Körfez ülkelerinin İsrail’e karşı olan tutumlarının yeniden şekillenmesi, bölgesel güvenlik mimarisinde yeni bir denk gelimi arayışını zorunlu kılıyor. Bu süreçte Gazze dosyasının uluslararası gündemde yeniden öne çıkması, taraflar arasında karşılıklı çıkarların yeniden uyumlanmasına yönelik baskıyı artırıyor; fakat bu durum, gerçek anlamda uygulanabilir ve adil bir barış için gereken güvenlik yapılarının oluşmasına yetmeyebilir.

Gazze Planı: Uluslararası İstikrar için Belirsiz Bir Çerçeve ve Bölgesel Kontra
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir