featured
  1. Haberler
  2. Orta Doğu
  3. Heyet Tahrir El Şam’ın Halep’i Ele Geçirmesi ve Suriye’deki Çatışmalar

Heyet Tahrir El Şam’ın Halep’i Ele Geçirmesi ve Suriye’deki Çatışmalar

Heyet Tahrir El Şam’ın Halep’i Ele Geçirmesi ve Suriye’deki Gelişmeler

Terör örgütü Heyet Tahrir El Şam (HTŞ), Suriye’nin en büyük ikinci şehri olan Halep’i ani bir saldırı ile ele geçirdi. Bu gelişme, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a bağlı olan ordu tarafından kaygı ile karşılandı. Suriye ordusu, HTŞ’nin güney ekseninde ilerlediği Hama şehrinde savunma hatları kurarak çatışmalara karşı önlem almaya çalıştı. Çatışmalar, Hama ve çevresindeki köylere yayıldı ve bölgedeki tedirginliği artırdı.

HTŞ’nin, Ukrayna tipi kamikaze FPV dronlar ve bomba bırakan dronlar kullanması, uluslararası gözlemcilerin dikkatini çekti. Bu durum, Suriye’deki çatışmaların modern savaş taktikleriyle birleştiğini göstermektedir. Diğer yandan, YPG ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Deyrizor’un Fırat Nehri’nin doğusunda yer alan ve Esad’a bağlı ordu tarafından kontrol edilen yedi köye yönelik saldırı girişiminde bulundu. Bu saldırı sırasında, ABD’nin taarruz uçaklarının bombardıman yaptığı bildirildi ve bölgedeki kişiler tarafından cep telefonu ile görüntülendi.

Suriye’deki çatışmaların şiddeti artarken, Türkiye’nin desteklediği muhalif grup Suriye Milli Ordusu (SMO), YPG’nin kontrolündeki Tel Rıfat’a girdi. Çatışmalar sırasında birçok YPG üyesi ya öldürüldü ya da esir alındı. Çatışmaların büyümesini önlemek amacıyla yapılan mutabakat sonucu, YPG bölgedeki sivillerle birlikte Tel Rıfat’ı terk etti. SMO, Tel Rıfat’ın altında bulunan örgüt tarafından kullanılan tünel ağında arama tarama faaliyetlerine başladı.

Ayrıca, SMO’nun ortak operasyon odası, YPG’nin kontrolündeki Münbiç hattına doğru askeri sevkiyat yapıldığını duyurdu. Gece saatlerinde Münbiç ekseninde, TSK ve SMO topçu birlikleri, YPG ve SDG’ye ait mevzileri yoğun şekilde ateş altına aldı. Terör örgütlerinin bu tür kalkışmaları sırasında, özellikle HTŞ üyesi teröristlerin giydiği nizami üniformalar, kullandıkları askeri teçhizat, silahlarındaki dürbünler, gece görüş gözlükleri ve dronlar dikkat çekti. Çatışma sahalarından gelen bilgiler, HTŞ’nin kullandığı savaş taktiklerinin, Ukrayna ordusunun Rusya Federasyonu’nun Kursk bölgesine yaptığı işgal girişiminde kullanılan taktiklere benzer olduğunu gösteriyor.

Rus basını daha önce, Ukraynalı askeri uzmanların İdlib’te Heyet Tahrir El Şam teröristlerine ileri savaş teknikleri konusunda eğitim verdiğini aktarmıştı. Suriye’de HTŞ’nin Halep’i ele geçirmesi ve saldırılarını artırması, birçok uluslararası aktörün dikkatini çekti. HTŞ lideri Muhammed El-Cevlani’nin profili, Suriye sahasındaki aktörler, Lübnan’daki ateşkesin etkileri ve Körfez ülkelerinin bu olaylara bakış açısı üzerine Ortadoğu, Avrasya ve Asya-Pasifik Araştırmaları Merkezi Direktörü Dr. Ali Semin ile görüştük.

‘Artık Suriye’de Beşar Esad’a karşı olanlar tek bir yapıda birleşiyor’

Dr. Ali Semin, Heyet Tahrir El Şam terör örgütünün Beşar Esad’a karşı savaşmak amacıyla Suriye muhalefetini konsolide etmeye çalıştığını belirtiyor. “Suriye’deki savaş, uluslararası bir çıkar çatışmasıdır” diyen Semin, şu ifadeleri kullanıyor: “Suriye sahası oldukça karmaşık bir yapıya sahip. Her gün yaşanan olayların ne anlama geldiğini kestirmek zor. HTŞ konusu ise biraz farklı değerlendirilmeli. İlk başta, El Kaide’ye bağlı El-Nusra Cephesi olarak biliniyordu. Daha sonra ismini değiştirerek HTŞ oldu. El-Nusra Cephesi iken, El-Kaide bağlantıları nedeniyle farklı yapılar içeriyordu. Ancak sonrasında farklı grupları bir araya getirerek HTŞ adını aldılar. 2016’dan sonra El Kaide ile olan bağlantılarını kopardıklarını açıkladılar. Hatta IŞİD ile de bağlantıları olmadığını belirttiler. Kendilerine sürekli bir profil oluşturdular.

Zaman zaman El-Kaide ile birlikte hareket ettiler, zaman zaman ise sahadaki gelişmelere göre farklı gruplarla işbirliği yaptılar. Neticede, Birleşmiş Milletler ve Türkiye tarafından terör örgütü olarak tanınıyorlar. Ancak terör tanımından ziyade, bölgedeki gelişmelerin dengelerin nasıl değiştiğini gösteriyor. Artık Esad’a karşı olan gruplar bir araya geliyor. YPG-PKK terör örgütü de farklı bir yapı oluşturuyor. Suriye’deki tablo oldukça karmaşık.”

‘Suriye’de muhalif gruplar şimdi işbirliği yapıyor ama yarın birbirleriyle çatışabilirler’

HTŞ’nin El Kaide’ye sırtını dönmesine rağmen ideolojilerinde ne gibi değişiklikler olacağını zamanla göreceğimizi ifade eden Dr. Semin, Suriye’deki muhalif grupların 2011’den bu yana siyasi olarak parçalanmış durumda olduğunu belirtiyor: “HTŞ’nin ideolojik açıdan tek bir farklılık gösterdiği söylenebilir. El-Nusra Cephesi’nin HTŞ’ye dönüşmesi ve El-Kaide ile ilişkilerini koparması bir farklılık oluşturdu. Ancak geçmişte izledikleri politikalar ile şimdiki politikalarının aynı olup olmadığını şu aşamada kestirmek zor. Savaş 13 yıldır sürüyor ve herkes kendi derslerini almış gibi görünüyor. HTŞ’nin geleceği belirsiz. Ben bu muhalif grubu ikiye ayırıyorum: Bir tarafta HTŞ var, diğer tarafta Suriye Milli Ordusu. Bu gruplar şimdi işbirliği yapıyor ama bir hafta sonra birbirleriyle çatışabilirler. 2011’den beri bu durumu gözlemliyoruz.”

‘Irak, Suriye sınırından IŞİD benzeri cihatçı örgütlerin geçmesinden endişe ediyor’

Dr. Semin, Suriye’de HTŞ gibi cihatçı örgütlerin yeniden ortaya çıkmasının Irak’ta ciddi endişelere yol açtığını vurguluyor: “Irak, Suriye’deki süreçten çok endişeli. 2011’den beri Suriye’deki savaş Türkiye ve Irak için kayıplara sebep oldu. Türkiye, PKK/YPG terör örgütü ile mücadele ederken, Irak 2014-2017 yılları arasında IŞİD terör örgütü ile baş başa kaldı. IŞİD, Irak topraklarının yüzde 40’ını işgal etti ve bu teröristlerin çoğu Suriye’den geldi. Suriye’nin istikrarsızlığı, Irak için de ciddi bir tehdit oluşturuyor.”

‘Körfez ülkeleri, Suriye’yi İran’a bırakmak istemiyor. Arap dayanışması görüntüsü var’

Körfez ülkelerinin, Suriye’deki İran etkisini kırmak için Esad’a verdikleri desteği sürdürebileceğini belirten Dr. Semin, “Körfez ülkeleri, Müslüman Kardeşler olarak bilinen İhvan’ı terör örgütü olarak tanımlıyor. Beşar Esad’a destek vermeleri, rejime yönelik bir destekten ziyade, Suriye’yi başka bir ülkeye bırakmak istemediklerinden kaynaklanıyor. Bu, bir Arap dayanışması görüntüsü oluşturuyor. Eğer Suriye’deki dengeler değişmezse, Arap dünyasında istikrar olmayacağını biliyorlar.”

‘Astana sürecinin bir an evvel revize edilmesi gerekiyor’

Ali Semin, HTŞ’nin saldırıları sonrası oluşan yeni denklemde Astana sürecinin derhal revize edilmesi gerektiğini vurguluyor: “HTŞ üzerinden bir Suriye düşünmek yanıltıcı olur. Türkiye uzun süredir normalleşme istiyor. Astana sürecinde bazı bölgeler ‘çatışmasız bölgeler’ olarak ilan edilmişti. Fakat bu savaş bitmemişti, sadece kısmen dondurulmuştu. Bugünden sonra Astana sürecinin acilen revize edilmesi gerekiyor. Türkiye ile Suriye arasında bir normalleşme süreci başlatılmalı ve ardından Suriye’nin siyasi reform süreci başlatılmalıdır.”

‘Lübnan ve Gazze savaşları henüz bitmiş değil’

Dr. Semin, Donald Trump’ın tehdit mesajları göz önüne alındığında, Gazze’deki savaşın tüm şiddetiyle devam edebileceğini ifade ediyor: “Gazze ve Filistin meselesini, Lübnan’daki gelişmelerden ayrı tutuyorum. Lübnan’daki gelişmeler ile Filistin’deki gelişmeler bir direniş olarak bağlantılı olabilir, ancak sonuç olarak bakıldığında, Gazze’deki sürecin biteceğini düşünmüyorum. Bir ateşkes ve rehine takası yapılmadığı sürece savaş devam edecektir. Suriye’nin dünya gündeminde yeniden öne çıkması, Lübnan ve Gazze savaşlarının ise henüz sona ermediğini gösteriyor.”

Heyet Tahrir El Şam’ın Halep’i Ele Geçirmesi ve Suriye’deki Çatışmalar
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir