featured
  1. Haberler
  2. Orta Doğu
  3. İran’a Karşı ABD-İsrail Stratejileri ve Körfez Ülkelerinin Yanıtı: Fazlar Halinde Sürüyen Operasyon Analizi

İran’a Karşı ABD-İsrail Stratejileri ve Körfez Ülkelerinin Yanıtı: Fazlar Halinde Sürüyen Operasyon Analizi

İran’a yönelik baskılar konusunda ABD ve İsrail, 28 Şubat’tan bu yana sürdürdükleri saldırıları çok aşamalı olarak yayıyor. Suriye’deki rejim değişikliğinin ardından hedeflenen ana odaklardan biri haline gelen Tahran, Washington ve Tel Aviv’in planlı tasfiye hareketleriyle çevrelenirken güvenliğini ABD’ye devreden Körfez ülkelerindeki üslerin doğrudan vurulması, bölgedeki refah illüzyonunun artık sonuna gelindiğini gösteriyor.

Yıllardır devam eden askeri mühendislik hamlelerine karşı Hamaney’in teslimiyetçi yaklaşımı reddetmesi ve nükleer silah fetvasının caydırıcılık unsuru olarak güncellenmesinin ortaya çıkarabileceği riskler, Devrim Muhafızları’nın ipleri ele alabileceği bir süreci tetikledi. İran’a dönük saldırıların ve karşılıkların analizinde Dr. Mehmet Akif Koç ile yapılan görüşmeler, bu koordineli operasyonlar bağlamında öne çıkan bazı noktaları ortaya koyuyor.

Koç’a göre bu operasyonların ilk adımı, Suriye’de Baas rejiminin düşürülmesine kadar uzanan süreçten kökünü alıyor ve 28 Şubat’ta başlayan saldırılarla rejim değişikliği ihtimalinin zayıf kaldığına işaret ediyor. Ancak ilerleyen fazlarda dördüncü ve beşinci aşamaların görülebileceği üzerinde duruyor; uluslararası hukuk normlarının yok sayıldığı bir dönemde, krizlerin birbiri ardına ateşlendiğini vurguluyor. “Üçüncü faza geldik” diyen Koç, bu aşamalarda da başarı ihtimalinin zayıf olduğunu belirtiyor ve bölgedeki güç dengelerinin sürekli olarak yeniden şekillendiğine dikkat çekiyor.

İran’da ABD ve İsrail’in çatışma hedefleri konusunda farklı bir denklem var. Koç, ABD’nin İran’da rejim değişikliği yerine kendilerine daha yakın bir yapı kurmayı hedeflediğini savunuyor. İsrail ile ABD arasındaki çıkar ayrışının da bu süreçte belirginleştiğini söyleyen Koç’a göre, Washington ılımlı bir aktörü elinde tutmaya çalışırken, ılımlı kanatla kesin bir iş birliğinin her zaman mümkün olmadığını belirtiyor. Şahin kanadın tasfiye edilmesi, ılımlı kanadın güç kazanmasına zemin hazırlayabilir; fakat ABD’nin bu konudaki tercihlerinin tamamen netleşmediğini vurguluyor.

İran Körfez ülkelerinin durumu konusunda Koç, İran’ın bu bölgede tek taraflı bir karşılık vermeceğini fakat gerekirse ABD üslerini hedef alma yönünde kararlı adımlar atacağını ifade ediyor. Bahreyn, Katar, Ürdün ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin ise bölgesel güvenliğin müşterek çatışmalarını taşıyacak ölçüde risk altında olduğunu belirtiyor. Körfez ülkelerinin mevcut politikalarına dair eleştirel bir bakış sunan Koç, bu ülkelerin savunmalarını Amerikan ağı üzerinden yürütmesi nedeniyle İran’ın adımları karşısında gerçek güvenliğin zayıf kaldığını işaret ediyor.

İran’da olası senaryolar ve fetvanın etkisi konusunda üç ana senaryoya işaret eden Koç, birincisinin Devrim Muhafızları’nın ipleri ele alarak daha düşük profilli bir dini liderle yoluna devam etmesi olduğunu söylüyor. İkincisinde ılımlıların güç kazanması mümkün görünürken, üçüncü ve daha çok öngörülemeyen olanı ise doğrudan kaos ihtimali. Ancak şu an için birinci senaryo daha olası olarak değerlendiriliyor. Hamaney’in nükleer silah fetvası üzerinden sunulan argümanların ise güncel koşullarda geçerliliğini yitirdiğini ifade eden Koç, İran’da iç dinamiklerin ve toplumsal yapının gerçek anlamda örgütlenemediğini ve bu durumun, dış müdahalelerin etkisini sınırlayabileceğini belirtiyor.

İran’daki aktörlerin konumları ve bölgesel oyun bağlamında, ABD’nin karşısında alternatif bir yöneticiyi öne çıkarmaya çalıştığı görüşü, özellikle İsrail ile arasındaki stratejik ayrışmanın derinleştiğini gösteriyor. ABD, İran’da bir rejim değişikliği arayışında olsa da, bu hedefin kendi yararına en yakın yönetimle yapılacak bağlantılar üzerinden sağlanacağını düşünmekte; ancak mevcut güç dengelerinin bu yönde netleşmesini beklemek için henüz erken olduğunu söylemektedir. Koç, İran’daki mevcut durumun öngörülemezliğini ve Hamaney sonrası sürecin nasıl şekilleneceğini yakından izlemek gerektiğini ifade ediyor.

İran’a Karşı ABD-İsrail Stratejileri ve Körfez Ülkelerinin Yanıtı: Fazlar Halinde Sürüyen Operasyon Analizi
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir