featured
  1. Haberler
  2. Orta Doğu
  3. İsrail ve Lübnan Arasında Ateşkes Anlaşması: Bölgesel Etkiler ve Gelişmeler

İsrail ve Lübnan Arasında Ateşkes Anlaşması: Bölgesel Etkiler ve Gelişmeler

İsrail ve Lübnan Arasında Ateşkes Anlaşması

27 Kasım’da, ABD ve Fransa’nın arabuluculuğunda İsrail ile Lübnan arasında kapsamlı bir ateşkes anlaşması imzalandı. 14 maddeden oluşan bu anlaşma, bölgedeki güvenlik dinamiklerini önemli ölçüde etkileyecek unsurlar barındırıyor. Anlaşmaya göre, Lüban’da Silahlı Kuvvetler dışında hiçbir güç silah taşıyamayacak, üretemeyecek veya stoklayamayacak. Bu bağlamda, Lübnan, Hizbullah başta olmak üzere silahlı grupların İsrail’e yönelik saldırılar gerçekleştirmesini engelleyecek ve bu grupların silahsızlandırılmasında aktif bir rol üstlenecek.

İsrail, 60 gün içerisinde Lübnan’da işgal ettiği toprakları terk edecek. Buna karşılık, Hizbullah da Litani Nehri’nin kuzeyine çekilecek. Anlaşmanın başka bir önemli maddesine göre, ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya, ateşkesin uygulanıp uygulanmadığını gözlemleme görevini üstlenecek. Ateşkes anlaşmasının ardından, ABD Başkanı Joe Biden, İsrail’in ateşkes ihlalleri durumunda meşru müdafaa hakkını kullanma konusunda destek vereceklerini belirtti.

Ateşkes anlaşmasının imzalanmasının ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suriye lideri Beşar Esad’ı hedef alarak “Ey Esad, ateşle oynuyorsun” şeklinde bir açıklama yaptı. Netanyahu’nun bu açıklamasından kısa bir süre sonra, 28 Kasım’ın erken saatlerinde Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) terör örgütü, Halep’e yönelik saldırılara başladı. HTŞ, Halep’in batısındaki köyleri işgal ederek şehir merkezine girdi. Suriye ordusu da bu saldırılara karşılık olarak bir karşı harekât başlattığını duyurdu.

Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay ile Değerlendirmeler

Lübnan’daki ateşkesi, Netanyahu’nun Beşar Esad ile ilgili açıklamalarını, HTŞ’nin Halep’e yönelik saldırılarını ve bölgedeki gelişmelerin Türkiye’ye olası etkilerini Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay ile konuştuk.

‘Yeni Ateşkes Anlaşması Daha Kapsamlı’

Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay, Lübnan’daki ateşkesin sonuçları hakkında konuşmanın henüz erken olduğunu vurgulayarak, anlaşmanın maddelerinin 2006’daki 1701 sayılı BMGK kararına göre daha kapsamlı olduğunu ifade etti: “İsrail-Lübnan çatışması sonrası ortaya çıkan bu ateşkes anlaşması, 2006 yılındaki çatışmadan sonra da BMGK’nın 1701 sayılı kararına benziyor fakat biraz daha geliştirilmiş bir anlaşma. O dönem yerine getirilemeyen, uygulanamayan bazı hususları uygulanabilir yahut berrak hale getirmiş maddeler var. 2006 yılındaki çatışma sonrası bu maddeler maalesef yerine getirilemedi. Hizbullah, Litani Nehri’nin güneyini terk etmedi. Lübnan ordusu da burada otorite tesis edemedi. Beklenen olmadı. Oradaki BM Barış Gücü de tam görevini yerine getiremedi ve Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını sağlayamadı. Lübnan’da yeterli bir devlet otoritesi henüz tesis edilebilmiş değil. O dönemde de benzer sıkıntılar vardı. Şimdi geldiğimiz noktada yeni ateşkes anlaşmasına bakarsak aslında Hizbullah hem büyük oynamaya çalıştı hem de büyük kaybetti gibi görünüyor. Anlaşma metnine bakarsak durum böyle. Ama bu uygulanabilir mi uygulanamaz mı bunu önümüzdeki süreçte göreceğiz. Belki maddeler havada kalacak. Bunu göreceğiz. Silahsızlandırmaya ilişkin daha detaylı maddeler var. Lübnan ordusu dışında kimsenin silah taşıyamayacağı, silah üretip depolayamayacağı gibi maddeler var. Var olan silah üretim atölyelerinin de ortadan kaldırılacağından bahsediliyor. Lübnan’da seçim olur veya var olan yönetim bunu yapabilirse, o zaman Hizbullah’ın varlığı Lübnan’da sona erer. Ama olur mu olmaz mı bilemiyoruz.”

‘İsrail Anlaşma ile Hedeflerine Ulaşıyor’

Atabay, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin tutuklama kararı sonrası Netanyahu’nun Trump’ın karşısına eli kuvvetli çıkmak istemiş olabileceği değerlendirmesinde bulunarak, Lübnan’daki ateşkesin kağıt üzerinde de olsa İsrail’in amaçlarıyla uyumlu olduğunu kaydetti. Ateşkesin hemen ertesi gününde Suriye’de HTŞ’nin başlattığı saldırılara dikkat çeken Atabay, Netanyahu’nun ateşkes gecesi yaptığı “Ateşle oynuyorsun Beşar Esad” açıklamasını hatırlattı: “İsrail bu anlaşmaya niye yanaştı? İsrail bu anlaşma ile aslında hedefine bir nevi ulaşıyor. Çünkü anlaşma maddeleri uygulanırsa, amacı olan Litani Nehri’nin güneyinin boşaltılmasına ulaşmış oluyor. Silahsızlandırma da amacı İsrail’in, o da maddelerde var. Güvenli alan oluşturmuş oluyorlar. Ama bunu önümüzdeki süreçte göreceğiz. Anlaşma çok uzun soluklu gitmeyebilir.”

‘HTŞ Üzerinden Güvenlik Sağlanmak İsteniyor’

Halep’e yönelik HTŞ terör örgütünün saldırısının hazırlıklarının aylar önce başladığına dikkat çeken Atabay, bu durumun Ukrayna istihbaratının müdahil olduğu yönündeki haberlerle bağlantılı olduğunu belirtti. Atabay, Irak ve Suriye’deki İran yanlısı grupların Lübnan ile temasını kesmek isteyen İsrail’in, HTŞ’yi kullanarak adeta bir tampon bölge oluşturmayı hedeflediğini ifade etti: “Yaşananlar beklenmedik şeyler değil sahayı takip edenler açısından. Tesadüf de değil. Ekim ayının başından itibaren bölgede Ukrayna’nın bazı istihbarat gruplarının İdlib’te temasları olduğu yönünde bilgiler vardı. Özellikle HTŞ’ye silah ve mühimmat vermesinin karşılığında, buradan çeşitli savaşçı grupları Ukrayna’ya paralı asker olarak götürme planları vardı. Bu planların uygulandığı yönünde bilgiler var. Son dönemde gece görüş cihazı gibi teçhizatlar verildiği yönünde bilgiler var. Halep’e operasyon yapılacağı da konuşuluyordu. Halep’e operasyon, Suriye sahasında yeni bir denklem yaratılmak istendiğinin işareti.”

‘Halep’teki Gelişmeler Türkiye İçin Bir Tuzak Olabilir’

Atabay, ABD ve İsrail’in özellikle Suriye’deki İran destekli grupları tasfiye etmeyi arzuladığını ifade ederek, Halep’te yaratılan çatışma ortamıyla Türkiye’nin de bir tuzağın içine çekilmeye çalışıldığını vurguladı: “Burada bir diğer amaç da Rusya’yı sıkıştırmak. Neden? Rusya-Ukrayna savaşında karşılıklı el yükseltme durumu var. Suriye’deki denklemi, Rusya’nın aleyhine değiştirmek veya Rusya’yı sıkıştırmak istiyorlar. HTŞ’nin Halep’e açtığı cephe bu bağlamda da okunabilir. Bir diğer konu da Türkiye’nin Beşar Esad ile görüşmesinin önüne geçmek için engel oluşturmak adına da bu hamle yapılmış olabilir.”

Atabay, Türkiye’nin Suriye’deki olaylara ideolojik değil, ulusal çıkarlar açısından bakması gerektiğini dile getirerek, “Türkiye’nin ulusal çıkarları çerçevesinde burayı gözlemlemek durumundayız. Rusya-Ukrayna sahasına ayar vermek istiyorlar. Rusya’nın sıkıştırılması anlamındaki bir hamle. İran destekli milis gruplarının tasfiye edilmesi arzusu da yatıyor arkasında. HTŞ’nin birden hareketlendirilmesinin arka planında bunun yattığı düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

İsrail ve Lübnan Arasında Ateşkes Anlaşması: Bölgesel Etkiler ve Gelişmeler
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir