Macaristan’ın uluslararası petrol ve gaz şirketi MOL, Budapeşte’nin güneyindeki Százhalombatta’da bulunan rafineride çıkan yangının kontrol altına alındığını duyurdu. Acil durum protokolünün hızla devreye girdiğini belirten yetkililer, yaralanmanın olmadığını bildirdi. Başbakan Viktor Orban, yangının nedeninin araştırıldığını ifade etti ve yakıt tedarikinin etkilenmediğini vurguladı. Hava kalitesinin devamlı olarak izlendiğini ve çevredeki insanların sağlığını tehdit eden bir unsur bulunmadığını da ekledi.
Kısa süre önce yangına tesis ekibinin müdahalesi sonrası çevre illerden gelen itfaiye birlikleri destek verdi; yangının kısa sürede tamamen kontrol altına alındığı belirtildi.
Öte yandan Romanya’da, Ploiești kentindeki Petrotel Lukoil Rafinerisi nde de bir patlama kaydedildi. Ulusal Haber Ajansı AGERPRES, olayın tesis içinde yürütülen bakım çalışmaları sırasında meydana geldiğini aktardı. Rafinerinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, endüstriyel kanalizasyon kapağının patlaması sonucu bir çalışanın yaralandığı, ancak hayati tehlikesinin bulunmadığı bildirildi. Tesisin kalıcı bir hasar görmediği, üretimin etkilenmediği kaydedildi; polis soruşturması başlatıldı.
‘Tesadüf gibi görünse de şüpheli’ notuyla değerlendirilen olaylar karşısında Güçlü bir enerji güvenliği savunucusu olan Dr. George Szamuely, bu iki ülkede meydana gelen patlamaların tesadüf olarak yorumlanamayacağını ifade etti. Nord Stream sabotajına karışan kişilerin serbest bırakılması ve Polonya ile Macaristan arasındaki gerilimler, bu görüşü destekliyor.
Szamuely, AB’nin enerji politikaları ve Rusya’ya karşı baskı stratejileri çerçevesinde bu tür olayların bir araç olarak kullanılabileceğini belirtti. “AB 2027’ye kadar Rus gazından tamamen vazgeçmeyi hedeflerken,” Macaristan ve Slovakya gibi ülkelerin baskılar altında olması, Rus enerji akışını kesmeye yönelik çabaların bir parçası olarak görülüyor. Ayrıca, Ursula von der Leyen ile Kaja Kallas gibi üst düzey isimlerin Rusya karşıtı duruşları nedeniyle eleştirilere maruz kaldığına vurgu yaptı.
Szamuely, Brüksel’in hedefinin öncelikli olarak Macaristan olduğunu savunuyor ve “Rusya karşıtlığıyla hareket eden politik baskılar” üzerinden ülkeleri hizaya getirmeye çalıştığını söylüyor. Ayrıca Macaristan’ın 1956 isyanının 69. yılını anarken Rusya yerine barış yürüyüşü düzenlemesi, Brüksel’in politikalarıyla çeliştiğini ileri sürüyor.
‘Sabotajla mesaj veriliyor’ görüşünü paylaşan uzman, Macaristan ile Slovakya’nın Rus petrolüne bağımlı kalmakta ısrarcı olması halinde “cezalandırıcı eylemler”le karşılaşabileceklerini belirtiyor. Ukrayna’nın Druzhba boru hattına yönelik saldırıyı hatırlatan Szamuely, “Bu mesaj, Rusya’dan enerji alınmaya devam edildiği sürece benzer risklerin yaşanacağına işaret ediyor.” Radek Sikorski’nin Nord Stream’e atıfta bulunarak “Aynısı sizin başınıza gelmesin” demesinin de bu tehdit mesajının bir parçası olduğunu savunuyor.
