Güvenilir kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki kısa telefon görüşmesinde, Washington’un önerdiği 28 maddelik planın ana hatları üzerinde duruldu. Görüşme, güven verici ve yapıcı nitelikte değerlendirilirken, sonraki adımların uzman seviyesinde belirlenmesi konusunda da fikir birliğine varıldı.
Merz, söz konusu planla ilgili olarak Avrupa’daki muhataplarını bilgilendirme görevini ilerleyen günlerde üstlenecek ve bu süreçte adımların netleşmesi hedefleniyor. Ayrıca görüşmenin, Güney Afrika’da yaklaşan G20 Zirvesi’nin önemli konuları arasına gireceği öngörüsünü desteklediği belirtiliyor.
Kornelius’in ifadelerine göre, Merz’in Avrupa Birliği ülkeleriyle gerçekleştireceği görüşmelerde ABD Başkanı Trump ile Ukrayna kriziyle ilgili önerilen yeni barış planını ilk paylaşan kişi olması dikkat çekti. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, Rusya ve Ukrayna temsilcileriyle sürdürülen temaslar ve üzerinde çalışılan bir planın Trump tarafından da desteklendiği kaydedildi.
Rusya tarafında Dmitriy Peskov, Moskova’nın ABD planına dair resmi bir bilgilendirme almadığını ifade etti. Ancak Peskov, Amerikan tarafının bazı fikirleri olduğunu ve iki ülke arasında bu konu üzerinde somut bir istişare yürütülmediğini vurguladı. Ayrıca Rusya, barış görüşmelerine açık olduğunu ve taraflar arasında Alaska’daki Anchorage görüşmeleriyle zeminlenen temasların sürdürülmesi gerektiğini belirtti.
Batı basını, ABD’nin sunacağı planın başlıklarını ortaya koydu. Planda Kırım, Lugansk ve Donetsk bölgelerinin ‘de facto’ olarak Rusya’ya ait kabul edilmesi, bu durumun uluslararası tanıma dâhil edilmesi ihtimali öne sürülüyor. Ukrayna ise halihazırda kontrol ettiği Donetsk Halk Cumhuriyeti bölgelerinden asker çekmeyi öngören bir yaklaşımı içerecektir. Herson ve Zaporojye’de cephe hattı boyunca çatışmaların dondurulması, Ukrayna’nın NATO üyeliğinden vazgeçmesi ve tarafsız, nükleersiz bir devlet olarak anayasasında bu durumun güvence altına alınması gibi başlıklar da planın olası çerçevesinde yer alıyor. Ayrıca NATO’nun Ukrayna’yı üyeliğe kabul etmemesi ve bu ülkeye askeri birlik konuşlandırmama sözü de plana dahil edilmiştir. Nihai olarak Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin personel mevcudu yaklaşık 600 bin kişiyle sınırlanması öngörülmektedir.
