featured
  1. Haberler
  2. Amerika
  3. İran-ABD-İsrail Şeridi: Gerginlikte Yeni Dengeler ve İç Dinamikler

İran-ABD-İsrail Şeridi: Gerginlikte Yeni Dengeler ve İç Dinamikler

ABD’nin İran’a yönelttiği yükselen tehditler ve Tahran’ın savunma stratejileri arasındaki çatışma, sadece iki ülkenin ilişkilerini değil, İsrail’in güvenliğini ve küresel güç dengelerini de yakından etkiliyor. Bu süreç, Batı merkezli analizlerin sıklıkla kaçırdığı sosyo-politik gerçekleri de ön plana çıkarıyor; nüfusu yaklaşık 90 milyon olan İran’ın kendine özgü dinamikleriyle hareket ettiği bir tablo ortaya çıkıyor.

İran İslam Devrimi’nin kendi iç kodlarıyla açıklanmaya çalışılması, Batı’nın klasik uluslararası ilişkiler kuramlarıyla uyum sağlamadığını gösteriyor. İki ülke arasındaki gerginlik her geçen gün belirginleşirken dış politikadaki resmi açıklamaların geleceğe dair olası anlaşmazlıkları güçlendirdiği görülüyor. Bu bağlamda İran uzmanı Gürkan Biçen ile yapılan görüşmede, Batı’nın Iran’daki gelişmeleri kendi kavramsal çerçeveleriyle açıklama çabasının hatalı olduğuna vurgu yapılıyor.

“Batı, İran’daki olayları kendi dilinde yorumlamaya çalıştı; bu yaklaşım, gerçekleri anlamayı zorlaştırdı,” diye öne çıkan görüş, İslam İnkılabı’nın Batı’nın kavramsal geçmişinden bağımsız bir hareket olarak okunması gerektiğini savunuyor. İran İslam İnkılabı’nın temel referansları olarak Kerbela ve 12 İmam öğretileri öne çıkarken, toplumun örgütlenmesini yöneten güçlerin nasıl işlediğine dair ayrıntılar da tartışılıyor.

Hubregan Meclisi ve Velayeti Fakih kavramları etrafında şekillenen nizam dokusunda, Hamaney’in konumu “son adamlık” olarak nitelendirilse bile devletin kurumsal yapısının hayati olduğunu vurgulayan görüşler öne çıkıyor. Bu yapı içinde 88 üyeden oluşan Hubregan Meclisi’nin, rehberin görevine son verme ya da değişecek olan yeni rehberi belirleme yetkisine sahip olduğu belirtiliyor. Böylece bir kişi kritik bir bozulma yaşasa bile sistemin işleyişinin devam edebileceği ifade ediliyor.

İran ordusu ve güvenlik yapısının yapısı hakkında konuşan Biçen, iki ayrı orduya dikkat çekiyor: Anayasada “İslam İnkılabı Muhafızları Ordusu” olarak adlandırılan üst düzey bir güç ile klasik artilerisi olan geleneksel ordu. Besic teşkilatının ise operasyonel yetenekleriyle önemli bir rol oynadığına değiniliyor. Bu yapı, dış politika kararlarının uygulanmasına kilit bir rol üstlenirken, Hamaney’i hedefleyen kararların dolaylı olarak bile olsa tüm kurumlar tarafından onaylandığı belirtiliyor.

Kitle imha silahları konusunda fetva ve etik çerçeve açısından İran’ın konumu, şeri hakla belirlenen bir kararlılıkla ortaya konuyor. Humeyni ve Hamaney’in fetvaları, kimyasal veya nükleer silah kullanımı konusundaki kesin yasağı içeriyor; bu durum Batı ile İran arasındaki temel farklardan biri olarak vurgulanıyor. Yalan söylemenin meşruiyeti ve ahlaki çerçevesi ise, adalet ilkesine dayalı hükümlerin temelini oluşturan bir konu olarak öne çıkıyor.

İran, olası bir saldırıya karşı cevap verecek mi? sorusuna verilen yanıt, İran’ın karşılık verebileceği ancak ABD’nin böyle bir riski göze alamayacağı yönünde. Kürt ittifakına ilişkin değerlendirmeler de, bölgedeki jeopolitik oyunların bir parçası olarak ele alınıyor. Sonn kavramlar ve pratik politikalar, bu karmaşık tablo içinde İran’ın hareket alanını belirlemeye çalışıyor.

İran-ABD-İsrail Şeridi: Gerginlikte Yeni Dengeler ve İç Dinamikler
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir