İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma kararı, dünya petrol ticaretinin bel kemiğini oluşturan stratejik geçiş noktalarını yeniden gündeme taşıdı. Bu adım, sadece bölgesel bir hamle olarak kalmayıp, petrol fiyatlarını hızla yükseltirken küresel tedarik zincirlerinde baskı oluşturmaya başladı. ABD yönetimi, enerji altyapılarının zarar görebileceği olasılığı nedeniyle İran’a karşı baskısını artıracağını açıkça dile getirdi ve buna paralel olarak karşılıklı misillemeler tartışılır hale geldi. İran ise bu tehditlere karşılık olarak, İsrail ve ABD’yi destekleyen Körfez ülkelerinin altyapılarına yönelik operasyonlar için gerekçe oluşturmaya çalışıyor.
Sputnik üzerinden görüşlerini paylaşan Dış Politika Uzmanı Prof. Dr. Bilal Sambur, küresel ekonomik sistemin güvenliğini tehdit eden başlıca etmenin İran’ın askeri gücü değil, savaş uzadıkça ortaya çıkacak maliyetler olduğuna dikkat çekti. Hürmüz Boğazı’nın kapanması halinde Çin, Hindistan ve Körfez ülkeleri dahil tüm ülkelerin karşı karşıya kalacağı ekonomik bedel katlanılmaz olacaktır. Savaşın ilk 20 günden itibaren küresel ekonomide belirgin etkiler gösterdiğini söyleyen Sambur, tarafların sorumluluğu kendi posedeki hamlelerin rasyonel olduğu yönünde karşı tarafa atmaya çalıştığını belirtti.
İran iseABD’nin görüşmelerin başladığı yönündeki iddialarını reddediyor; ancak Hürmüz kartını kullanmayı sürdüreceğini ifade ediyor. İran, ABD’nin müttefiklerinin altyapılarına yönelik saldırı tehdidini artırarak kendi güvenlik çıkarlarını savunmayı amaçlıyor.
ABD’nin Hürmüz’e müdahale olasılığı konusunda Sambur’un öne sürdüğü görüşler, sürecin kilit noktalarından birinin belirsizlikten ibaret olduğunu gösteriyor. Şu an için tarafların net bir askeri tutum sergilemediği, ancak ABD’nin Boğaz’a yönelik kontrol çabalarının artacağı yönündeki öngörülerin altı çiziliyor. Sambur, Trump yönetiminin bu mesajları, dünya kamuoyunu ikna etmek ve müdahale altyapısını kurmak amacıyla süre kazanma taktiğiyle uyumlu olduğunu ifade ediyor.
