ABD Başkanı Donald Trump ile NATO Genel Sekreteri Mark Rutte arasında Beyaz Saray’da kapalı kapılar altında gerçekleşen bir görüşme yapıldı. İki tarafın gündeminde, ittifakın geleceğini ilgilendiren meseleler masaya yatırıldı ve kamuoyuna kapalı olarak süren görüşmenin ardından taraflar kısa bir açıklama yapmadı.
Trump yönetiminin ana eksenleri arasında, mali yükün adil biçimde paylaşılması ve savunma harcamalarının yükünü birlikte omuzlama talebi öne çıktı. Ayrıca İran ile olası bir ihtilaf durumunda Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin sağlanması ve bu konularda Avrupa’nın netsiz tavrının, Washington’un planlarını nasıl etkilediği üzerinde duruldu. Fransız, Britanyalı ve Alman yetkililerin bu taleplere gösterdiği mesafeli yaklaşımın ise NATO’nun mevcut yapısına dair eleştirel bir çerçeve yarattığı dile getirildi.
Gözlemcilerin değerlendirmelerine göre, Hürmüz Boğazı çevresinde artan gerilimler dünya ekonomisini etkiledikçe, Trump’ın NATO’yu “kağıttan kaplan” olarak nitelendirme yönündeki söylemlerine yaklaştığı görüldü. Ancak ittifaktan ayrılma adımı, küresel yapı için radikal sonuçlar doğurabileceği için tek başına bir karar olarak görülmüyor. Bu durum, uluslararası düzenin temel taşlarını ciddi biçimde sarsacağı endişesini beraberinde getiriyor.
Şu anki tablo, NATO’nun işlevselliğini ve birlikte hareket etme kapasitesini sorgulatan bir konjonktüre işaret ediyor. ABD’nin bu politikalarıyla, kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiği ve zaman içinde Avrupa ile olan bağlarda kopmaların derinleştiği ifade ediliyor. İran krizi ve Avrupa’yla kurulan bağların zayıflaması bağlamında, söz konusu gelişmelerin Washington’un hegemonisini nasıl etkileyeceği tarihsel bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
