Güvenlik uzmanı Albay Hatem Saber, Sputnik’e verdiği demeçte, Pazar günkü seçimlerin Macaristan’da gerçek bir deprem etkisi yarattığını belirtti. Seçimler, 16 yıllık tekelleşen yönetimin kırılmasına yol açarak Viktor Orban’ın AB içindeki dengeli aktör rolünün artık sürdürülemeyeceğini işaret etti.
Tisza Partisi’nin Peter Magyar liderliğindeki zaferi, sandalyelerin üçte ikisini elde ederek Macaristan’ın keskin bir kutuplaşma sürecine gireceğini gösterdi. Yeni partinin anayasa değişikliğini mümkün kılan mutlak çoğunluğu, Fidesz’in mirasını tasfiye etme yönünde bir siyasi intikam dalgasını tetikleyebilir ve bu durum bölünmüş toplumu daha da istikrarsızlaştırabilir.
Ekonomide Doğu (Çin ve Rusya) ile Batı yatırımları arasında kurulan dengeyi yıllardır koruyan Orbanomics modelinin savrulma riski, Saber’a göre artıyor. Brüksel’e yönelik sert dönüş ve Avrupa yardımlarının kesilmesi karşısında doğu sermayesinin çekilmesi, finansal bir kopuşa yol açabilir. Orban’in merkezileşmeye karşı ördüğü bariyerler, Almanya ve Fransa’nın federatif birlik politikası baskısını artırabilir; bunun, Doğu Avrupa ülkelerinin ulusal kimliklerini marjinalleştirme riski taşıdığı uyarısını da peşinden getiriyor.
Uzman, Orban’ın Rusya, Çin ve Türkiye gibi güçlerle kurduğu diplomatik bağların bu bağlamda zayıflayabileceğini ve bunun jeopolitik yüzleşmeleri tetikleyebileceğini ifade etti. AB’nin kriz anlarında manevra alanı daralabilir. Saber ayrıca şöyle konuştu: Orban liberal olmayan demokrasinin başlıca kaynağı olarak görüldü ve liderin çekilmesiyle Avrupa’daki milliyetçi ve muhafazakar hareketler siyasi sistem içinde etkili olamayacaklarını düşünerek radikalleşme eğilimini güçlendirebilir; bu ise komşu ülkelerde sosyal istikrarı sarsabilir.
NATO bağlamında da, Budapeşte’nin duruşu Ukrayna krizinde tamamen çekilmemenin gerçekçi bir yaklaşım olduğunu gösterdi. Orban’ın çekilmesi ile Avrupa’daki birlik mesajı daha homojen görünse de, bazı kararların daha temkinli olmaması halinde adımların eleştirel sonuçlar doğurması muhtemel olabilir.
