Pakistan heyetinin İran ziyaretinin, sahadaki askeri hazırlıklar ve olası müzakerelerin gidişatını yeniden şekillendirebileceği belirtiliyor. ABD’nin tutumu ve Senato kararlarının süreç üzerinde doğrudan etkisi olacağı konuşuluyor. Çağatay, ateşkes sürecindeki son gelişmeleri değerlendirirken, şu an İran’da bulunan heyetin Washington ile olası gelecek görüşmelere dair kararları ziyaretin ardından netleşeceğini ifade etti.
İran’ın en önemli şartı olarak Lübnan’daki ateşkesin sürecin bir parçası olarak görülmesi vurgulanıyor. Taraflar arasındaki görüş ayrılıklarına değinen Çağatay, İran’ın bu masaya dahil olmadan hareket etmeyeceğini belirtti. ABD ve İsrail’in bu talebe pek sıcak bakmadıklarını ifade eden İran, Lübnan barış sürecinin masada yer alması gerektiğini savunuyor. İran’ın bu argümanı, tarafların tutumlarında belirgin bir fark yaratıyor.
Senato’daki tartışmalar ve Trump’ın İran politikasını sınırlama amacı taşıyan tasarı, geri çekilme sonucuyla reddedildi. Bununla birlikte kararın uzun vadede nasıl sonuçlanacağı belirsizliğini koruyor; 3 Kasım ara seçimleri sonrasında çoğunluğun değişmesi olasılığı bulunuyor. Çağatay’a göre, bu durum Senato’nun ileriye dönük kararlarını zorlaştırabilir ve bazı kararların hızlıca geçmesini engelleyebilir. Senatodaki sağduyu sorunu ifadeleriyle Cumhuriyetçi senatörlerin yaklaşımı da ele alındı.
Cumhuriyetçi sesler, Kongre onayı olmadan uzun vadeli askeri operasyonların sürdürülemeyeceğini savunurken, Orta Doğu’da artan askeri varlık ve yüksek riskli bir kara operasyonuna dair yaklaşan planlamalar gündemde yer aldı. Pentagon’un yaklaşık 10 bin ek personel konuşlandırma ihtimaliyle ilgili haberler, sahadaki dinamikleri daha da karmaşıklaştırıyor.
