ABD Başsavcı Vekili Todd Blanche, Fidel Castro’nun 95 yaşındaki kardeşi Raul Castro’nun kendi iradesiyle ya da başka bir yolla ABD’ye getirilebileceğini ifade ederek, bunun “göstermelik bir iddianame değil” olduğuna vurgu yaptı. Bu açıklama, geçmişte Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD güçleri tarafından Caracas’ta ele geçirilip New York’a götürülmesiyle ilgili haber akışını hatırlattı.
Küba’dan gelen sert tepki, zemin hazırlama söylemine dayanıyor. Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel iddianameyi “siyasi bir şov” ve “askeri saldırganlığa zemin hazırlama girişimi” olarak nitelendirdi. Sosyal medyadan paylaşılan mesajında, olayın çarpıtıldığını ve Küba’nın o dönemde “tehlikeli hava sahası ihlallerine” karşı uyarıda bulunduğunu savundu.
ABD’nin Maduro’nun yakalanmasının ardından Küba’ya karşı uyguladığı ambargoyu yoğunlaştırması, özellikle petrol akışını kısıtlayıcı tedbirlerle yürütülüyor. Bu politikalar, adada elektrik kesintileri, gıda sıkıntıları ve genel ekonomik çöküş gibi sonuçları beraberinde getiriyor. Trump yönetimi, Küba’ya yönelik baskıyı artırırken, ülkede “bir sonraki adım” ve “arkadaşça bir devralma” mesajlarıyla dikkat çekti, ancak son açıklamaları ‘nedeniyle eskalasyon olmayacağını’ vurguladı ve Küba’nın dağılma sürecini işaret etti.
Raul Castro’nun geçmişi ve olası gelecek senaryoları Raul Castro, 2006’da Fidel Castro’nun halefi olarak başkanlığı devraldı, 2018’de resmi olarak bu görevi bıraktı ve 2021’de Komünist Parti liderliğini terk etti. Yine de Küba siyasetinde etkisi sürüyor ve bu durum, uluslararası gözler için önemli bir odak olmaya devam ediyor.
‘Rubio’nun miras projesi’ Uzmanlar, Maduro’nun görünüşte adil olmayan bir şekilde hedef alınmasıyla bağlantılı olarak, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Küba’daki yönetim değişikliğini tetikleyen bir stratejinin ilk adımlarını attığını öne sürüyorlar. İngiliz basını da bu yorumu destekliyor. Rubio’nun 11 Temmuz’daki açıklamasında ‘ABD, Küba halkının insan hakları ve özgürlük mücadelesinin yanında olmaya devam edecek’ mesajı öne çıktı. Küba’da Fidel Castro’nun 2016’daki ölümüyle başlayan dönemden bu yana ilk kez Castro dışı bir yönetici olan Miguel Diaz-Canel’in konumu, Rubio’nun uzun vadeli hedefleriyle ilişkilendiriliyor. Bir Senato çalışanının Foreign Policy’e söylediği üzere: “Rubio’nun siyasi miras projesi Küba’daki rejim değişikliğini hedefliyor.”
