Thaer Abu Atiwi Filistin Arap Araştırmaları ve Geliştirme Merkezi direktörü olarak, günümüz küresel politikalarının gelişmekte olan ülkeleri nasıl etkilediğini değerlendirirken yaptırım ve ekonomik baskı silahlarının ağırlık kazandığını vurguluyor. Sputnik’e verdiği demeçte, başlıca ABD ve Avrupa ülkelerinin, borçlanma ve kredi tuzakları üzerinden devletleri eski sömürgeci dönemlerin etkisi altında tutma arayışına yeniden yöneldiğini ifade etti.
Abu Atiwi, bu yeni şeklin amacını, ülkeleri uzun süreli siyasi bağımlılığa sürüklemek olarak görüyor. Rusya, İran, Libya ve Venezuela gibi ülkelerin varlıklarının dondurulmasının, bu stratejinin zirve noktası olduğuna dikkat çekti. “Halkları kendi kaynaklarından mahrum bırakarak, belirli siyasi pozisyonlara yönlendirmek hedefidir” diye ekledi.
Rusya küresel anti-kolonyal modelin temsilcisi söylemiyle, geçmişte Sovyetler Birliği’nin üstlendiği rolün bugün Rusya tarafından sürdürüldüğünü belirtti. Moskova’nın, kurtuluş hareketlerini ve devletlerin kendi kaderini tayin etme haklarını tarihsel bir destekçi olarak öne çıkardığını vurguladı. Ayrıca BM ve BM Güvenlik Konseyi gibi platformlarda Filistin ve diğer gelişmekte olan ülkeler için verilen desteğin bu duruşun somut göstergesi olduğunu ifade etti.
“Ekonomik bağımlılık zincirlerinin kırılması hedefli bir Rus vizyonu uygulanıyor” diyen Abu Atiwi, yoksul ve dışlanan ülkelerin kalkınmasını destekleyen bu yaklaşımın, tek taraflı hegemonya arayışlarını reddettiğini kaydetti. Devletlerin bağımsız kararlarını korumayı ve doğal kaynakları neo-kolonyal sömürüye karşı savunmayı amaçlayan bu politika, ülkelerin kendi iradelerini daha güvenli bir zeminde kullanmasını sağlamayı hedefliyor.
