Güney Kore’de Siyasi Kriz: Yoon Suk Yeol Suçlamalarla Yüz Yüze
Güney Kore’nin görevden alınmış olan başkanı Yoon Suk Yeol, ‘ayaklanmaya liderlik etme’ suçlamasıyla geçtiğimiz gün resmen karşı karşıya kaldı. Savcılık, Yoon’un meclisin faaliyetlerini durdurmak ve medyayı kontrol altına almak amacıyla yaklaşık altı saat süren bir sıkıyönetim ilan ettiğini öne sürüyor. Bu durum, Güney Kore tarihinde yaşanan en ciddi anayasal krizlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 tarihinde ülke genelindeki siyasi kargaşayı gerekçe göstererek altı saatlik bir sıkıyönetim ilan etmişti. Ancak bu adım, muhalefet ve halk tarafından büyük bir tepkiyle karşılandı ve sonuç olarak parlamentonun 14 Aralık’ta kendisini görevden almasına neden oldu. Yoon, 15 Ocak’ta tutuklanarak cezaevine konuldu ve hâlâ orada bulunuyor.
Yonhap haber ajansının bildirdiğine göre, Yoon hakkında 23 Ocak’ta savcılığa sevk edilerek iddianame hazırlandı. Savcılık tarafından yapılan açıklamada, delillerin titizlikle incelenmesi sonucunda Yoon’a “suçlama yöneltilmesinin uygun olduğuna karar verildiği” belirtildi.
Savcılar, Yoon ile birlikte dönemin Savunma Bakanı Kim Yong Hyun’u da sıkıyönetim kararını alarak yasaları ihlal etmek ve anayasal düzeni bozma çabası içinde olmakla suçluyor. Eğer Yoon, suçlu bulunursa, ömür boyu hapis cezası ile karşılaşabilir. Güney Kore Anayasa Mahkemesi, Yoon’un görevden alınmasına dair kararını önümüzdeki altı ay içerisinde açıklaması bekleniyor.
Yoon’un avukatları, aleyhindeki suçlamaları ‘siyasi bir karalama kampanyası’ olarak nitelendirirken, muhalefet partileri savcıların kararını destekleyerek Yoon’un yargı sürecinin adil bir biçimde yürütülmesi gerektiğini savunuyor. Ülkede daha önce de başkanlık krizleri yaşanmıştı; örneğin, 2017 yılında dönemin başkanı Park Geun-hye, yolsuzluk skandalı nedeniyle görevden alınmış ve hapis cezasına çarptırılmıştı. Ancak Yoon’un durumunda, ‘ayaklanmaya liderlik etme’ gibi çok daha ciddi suçlamalar gündeme gelmesi, sürecin karmaşıklığını artırmış durumda.
Uzmanlar, bu olayın Güney Kore’deki siyasi istikrarı ve anayasal düzeni uzun vadede olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Halk ise, demokrasinin korunması adına sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerektiğini vurguluyor.
