featured
  1. Haberler
  2. Amerika
  3. Avrupa’daki Güç Dengeleri ve Silah Endüstriyel Kompleksi: Biden-Trump ekseninde bölgesel hesaplar

Avrupa’daki Güç Dengeleri ve Silah Endüstriyel Kompleksi: Biden-Trump ekseninde bölgesel hesaplar

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Rusya-Ukrayna savaşında güvenlik garantileri konusunda önemli bir dönemeçten söz etti ve önümüzdeki 15 günün bu garantilerin somut içerik kazanması açısından kritik olduğunu belirtti. Macron, LCI röportajında Anglikler, Fransızlar, Almanlar, Türkler ve diğer Avrupa ülkelerinin Ukrayna’ya yönelik operasyonlarda bulunabileceğini söyleyebileceğini vurguladı; ancak bu operasyonlar cephe hattında değil, hava, deniz ve kara güvenliği sağlayacak nitelikte olacak. Bu ifadeler, Moskova ile Kiev arasındaki barış sürecine ilişkin güvenlik garantilerinin nasıl şekilleneceğine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Türkiye’nin güvenlik konusundaki tutumu ile ilgili olarak Milli Savunma Bakanlığı (MSB) bir adım öne çıktı ve barış gücü göndermeye ilişkin somut adımların henüz netleşmediğini belirtti. Türkiye, bölgede istikrar üretme amacıyla hareket ederken, önce ateşkesin sağlanması ardından görev tanımının netleşmesi gerektiğini ifade etti. Bu çerçevede Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmanın sıcak temas hattı dışında, çok uluslu bir operasyonla karşı karşıya kalma ihtimali tartışılmış olsa da, somut bir zemine oturtulmamış öngörülerin gerçeklikten ayırıcı olması gerektiği vurgulandı.

Alaska ve Washington zirvelerinin ardından oluşan atmosfer, Avrupa’nın savaş ısrarını ve silah ticaretinin krizlerdeki rolünü analiz etmek için Prof. Dr. Hasan Köni ile yapılan söyleşide ele alındı. Köni, eski ABD Başkanı Dwight Eisenhower’ın askeri-endüstriyel kompleks konusundaki uyarısını hatırlatarak, bugün bu dinamiğin savaşları sürdürmek için nasıl işlediğini geniş bir çerçevede değerlendiriyor.

“Trump’ın çabaları Cumhuriyetçiler’in temel tercihlerinden biriyle uyumlu görünse de, Amerika’daki iki ana grup var: bir taraf demokrasinin ve kıtalarındaki etkili varlığın korunmasını savunuyor; diğer taraf ise küresel alanda güçlerini sürdürmeyi isteyen uluslararasıcı bir açıdan hareket ediyor. Köni, askeri harcamaların sürekli olarak artmasıyla 30 trilyon dolarlık bir açık oluştuğunu ve bu durumun ekonomik olarak baskın bir silahtan çok, sisteme damgasını vurduğunu ileri sürüyor. Ukrayna olayı, Biden politikalarının bir uzantısı olarak değerlendirildi; Cumhuriyetçiler arasında, silah üretiminde motivasyonu artıran bir mekanizmanın bulunduğu görüşü güçlü yer tutuyor.

Prof. Köni, “NATO’nun genişlemesi ve savaşın sürdürülebilirliği üzerine kurulan hesapların, Avrupa’nın toplumsal ve ekonomik dokusunu tehdit ettiği” değerlendirmesini yapıyor. Avrupa’da sosyal yapının bu denli zorlandığı bir dönemde, silah üreticileri ve onların eyaletlerindeki lobilerin baskısıyla kimsenin barış adına geri adım atmaya istekli olmadığını ileri sürüyor. Kennedy’nin nükleer yarışını aşıp barış için somut adımlar atılabileceği yönündeki geçmiş görüşlerin bugün yerine karşı çıkıldığını ifade ediyor.

Hasan Köni, Avrupa’nın sosyal ve kültürel dokusunun da savaş politikalarının baskısını taşıyamayacağını belirterek, Türkiye’nin bu süreçte hangi rolü üstlenemeyeceğini netleştirdi. Ukrayna’ya asker göndermemek konusunda kendi sınırlarını korumalarının önemine dikkat çekti. Türkiye’nin ekonomisi ve toplumsal yapı üzerinde, NATO’nun artan harcama baskılarının taşınabilirliğiyle ilgili kaygılar da gündemde.

“Kissinger modelinin artık kimse tarafından ciddi olarak duyulmadığı” değerlendirmesiyle devam eden Köni, Trump’ın Rusya ile yakınlaşma ve Çin’i tek başına bırakma yolundaki stratejisinin eski bir taktiği aşındırdığını savunuyor. Bunlar son turlarda Avrupa için sürdürülebilir görünmüyor; savaşların nasıl finans edilip sürdürüleceği ve hangi aktörlerin bu süreçleri yönettiği konuları güç dengelerinin yeniden tasarlanmasıyla ilgili kritik unsurlar olarak öne çıkıyor.

Avrupa’da artan güvenlik ihtiyacı ve silah ticareti bağlamında tartışılan konular, ekonomik üretimin ve finansal akışların izlenmesiyle daha net okunabilirken, Türkiye’nin durumu da bu yeni güç dengesinde net bir çizgide ortaya konmaya çalışılıyor. Ukrayna krizinin uzun vadeli çözümüne ilişkin hesaplar, Türkiye’nin ulusal çıkarları ve bölgesel güvenlik mimarisiyle uyumlu bir yaklaşım gerektiriyor.

Avrupa’daki Güç Dengeleri ve Silah Endüstriyel Kompleksi: Biden-Trump ekseninde bölgesel hesaplar
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir