İranlı uluslararası ilişkiler uzmanı ve Sputnik İran köşe yazarı Dr. Emad Abşenas, İslamabad müzakerelerini Sputnik’e değerlendirirken, ABD heyetinin hedefinin diplomasiden çok savaş alanında elde edilemeyeni masada alıp götürmeye çalışması olduğuna dikkat çekti. Abşenas, Gulibaf’ın güçlü ekiple yola çıkarken, J.D. Vance’in ise eli boş dönmesiyle Amerikalıların sonuç alıp alamayacağını görmek üzere görüşmelerde bulunduğunu söyledi.
Birçok katılımcı, resmi görevleri bulunmayan Jared Kushner ve Steve Witkoff’un Trump yönetiminde fiilen Netanyahu çevresiyle yakın iş birliği içinde olduğunu, ABD’nin taleplerinin aslında İsrail’in çıkarlarını öne çıkarmaya yöneldiğini belirtti. Abşenas, İran’ın nükleer ve füze programlarını korumanın neden bu kadar kritik olduğunu vurgulayarak, “ABD veya İsrail nükleer silah kullanırsa 90 milyon İranlıyı nasıl yok sayar ve İran medeniyetini yok etmesini nasıl gerekçelendirirlerdi?” sorusunu hatırlattı.
ABD ve Avrupalıların Libya’ya yönelik şartlarla benzer taleplerde bulunduğunu işaret eden uzman, “Bunun Libya’yı nasıl felakete sürüklediğini görüyoruz. Netanyahu’nun iki yıl önce Beyaz Saray’da, İran için Libya senaryosunun benzerini istediğini söylediğini hatırlatırım. BM Genel Kurulu’nda da İran’ı nükleer savaşla tehdit etmişti; bu ortamda İran’ın nükleer ve füze programlarını parça parça paylaşması nasıl mümkün olabilir?” ifadesini kullandı.
Hürmüz Boğazı meselesinin taraflar için ayrı bir engel oluşturduğunu dile getiren Abşenas, Amerikalıların bu bölgeden güç kullanarak çıkar elde etmeye çalıştığını, İran ise bu nüfuz aracını kaybetmek istemediğini ifade etti. Trump’ın İran’ı abluka altına alma ya da Hürmüz Boğazı’nı zorlama tehditlerinin, son dönemdeki önceden ortaya koyduğu tehditlerle uyumlu olduğunu belirten uzman, dünyadaki genel kanaatin boğazdan geçişin barışçıl bir diyalog ve anlaşma yoluyla mümkün olduğuna işaret etti. Boğazdaki askeri hareketlerin yalnızca gerilimi artırdığı ve ticari gemilerin sigorta açısından risk altında kaldığına vurgu yapıldı. “Amerikalılar başarısız oldu ve er ya da geç bu gerçeği kabul etmek zorunda kalacaklar,” ifadesiyle görüşlerini özetledi.
