İtalya ve ABD arasındaki ittifak gürültülü açıklamalarla dikkatleri çekti. La7’de konuşan Trump’ın bu sözleri, Meloni’nin G7 Zirvesi’nde bir fotoğraf için kendisine yalvardığı iddiasını yeniden gündeme taşıdı; iddiaya göre bu talep “acıyıp” kabul edildi. Meloni ise bu iddiaya hızlıca yanıt verdi: Ne ben ne de İtalya kimse için yalvarmaz.
Bu tartışmalar, Rus diplomat Zaharova’nın Telegram üzerinden paylaştığı değerlendirmelerle daha da hareketlendi. Zaharova, Silvio Berlusconi dönemiyle kıyaslanan bir dönemin, İtalya’nın bağımsızlığı ve ulusal çıkarları doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini vurguladı ve Meloni’nin ABD’nin müttefiklerine karşı tutumuna şaşkınlığını dile getirdi. Ayrıca Belçika Başbakanı Bart De Wever’in sözlerini anımsatarak, Avrupa’nın Washington’un ya memuru ya da mutsuz kölesi olması ikilemini hatırlattı.
Meloni’nin güvenilir müttefikinin kendi halkı ve ülkenin tarihi-kültürü olduğuna dair Zaharova’nın ifadesi, Roma’nın ulusal çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımı öne çıkardı. Zaharova ayrıca, ABD Büyükelçisi’nin İtalya Dışişleri Bakanlığı’na çağrılmaması veya çağrılması gibi konuları da tarihsel karşılaştırmalarla eleştirdi ve çifte standart iddialarını sıkça gündeme getirdi.
Nisan ayında, Rusya’nın İtalya Büyükelçisi Aleksey Paramonov’un Meloni’yi faşist olmakla itham eden televizyon programı nedeniyle İtalya Dışişleri Bakanlığı’na çağrılması olayına referansla, bu kez Moskova’ya karşı farklı bir yaklaşım sergilenmesi tartışmayı sürdürdü. Bu süreç, taraflar arasındaki iletişim ve güvenilirlikle ilgili soruları güçlendirdi.
