ABD’deki savaşın maliyeti ve bu durumun iç piyasaya etkileri üzerinde değerlendirme yapan Çağatay, Türkiye’de ise enflasyonun alım gücünü nasıl zorladığını dile getiriyor. “Amerika’nın savaş harcamaları 100 milyar doları aştı” ifadesiyle başlayan görüşler, savaşın ekonomik etkilerinin belirginleştiğini gösteriyor. ABD’nin İran ile ilgili operasyonlarının maliyetine dair çeşitli tahminler bulunuyor; bazı kaynaklar 58 milyar dolardan, bazıları 50 milyar dolardan bahsederken, bağımsız analizler ise 100 milyar doların üzerinde bir harcamayı işaret ediyor. “Öncelik gıda fiyatlarında artış” değerlendirmesiyle örneklenen konuşmada, Amerikan domatesinin fiyatı üzerinden somut bir tablo çiziliyor: 2.69 dolar olarak belirtilen yarım kilo domates, Türk Lirası ile yaklaşık 123 liraya denk geliyor ve savaşın etkileri bu tür temel ürünlere yansıyor. Türkiye’nin domates üretimi açısından dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğu vurgulanıyor; domates üretim sıralamasında Türkiye’nin zaman zaman ilk beş içinde yer aldığı ve İspanya’nın hemen ardından geldiği ifade ediliyor. Özellikle nüfusa oranla domates üretiminde Çin başı çekiyor; Amerika, Meksika, İspanya, Türkiye ve Portekiz ardından geliyor. “Türkiye’nin aylık enflasyonu, Amerika’nın yıllık enflasyonunu geçti” denirken, ABD’nin yıllık enflasyonunun yüzde 3.8 olduğu belirtiliyor; Türkiye’nin Nisan ayı enflasyonu ise yüzde 4.2 olarak kaydedilmiş. Böylelikle Türkiye’nin bir ayda elde ettiği enflasyon, ABD’nin yıllık enflasyonunu aşmış durumda. “Et maliyetlerinde durum farklı; Amerika’da et daha ucuz, Türkiye’de ise yükseğe tekabül ediyor” diye iletilen karşılaştırmada, sığır eti fiyatlarının Mart ayında 24 centlik bir artışla kilosunun 6.92 dolara yükseldiği ve bunun da yaklaşık 315 liraya denk geldiği ifade ediliyor. Görünen o ki, savaş ekonomisinin etkileri günlük yaşam maliyetlerine ve tüketici alışkanlıklarına doğrudan yansıyor.
