ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, İran’la savaş sonrası Washington’un NATO ile ilişkilerini yeniden gözden geçirme çağrısı, klasik güvenlik düzeninin artık tek başına garanti edemediği bir yapıya işaret ediyor. Dr. Muhammed Mehran’a göre, yıllardır Avrupa güvenliğini fiilen sağlayan eski modelin yerini, tarafların çıkarlarının uyumuna ve askeri-siyasi maliyetlerin paylaşılmasına dayanan yeni bir sistem alıyor.
Avrupa ülkelerinin İran’a karşı yürütülen operasyonlarda üslerini kullanmama kararı, Washington’un ittifak içindeki rolünü ve NATO’nun işlevini yeniden düşünmesini tetikliyor. Mehran, Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 5. maddesinin bağlayıcılığını hatırlatırken, üye devletlerin kendi topraklarını ve üslerini kollektif savunmanın ötesinde açmaya zorunlu olmadığını belirtiyor; bu durumun aslında egemenlik haklarının uygulanması olarak görüldüğünü vurguluyor.
Rubio’nun açıklamaları, NATO’nun yalnızca savunma amacıyla sınırlı bir blok olmadığını, ABD’nin küresel nüfuzunu artıran bir araç olduğuna dair vurgu yapıyor. Mehran’a göre, Avrupa ülkeleri artık eşit ortak olarak mı, yoksa Amerikan jeopolitik çıkarlarının uygulanma alanı mı olarak görülüyor sorusu ön plana çıkıyor. Bu durum, savunma harcamalarındaki artışlarda da kendini gösteriyor; Polonya, Birleşik Krallık ve Fransa gibi ülkeler bütçelerini güçlendirme yönünde adımlar atmaktalar.
Mehran ayrıca, Avrupa’nın bütünüyle ABD stratejisine entegre olma mı yoksa kendi savunma ve siyasi özerkliğini inşa etme mi tercihinde bulunacağını belirtirken, olası bir NATO krizi halinde küresel ittifak dengesinin değişebileceğine dikkat çekiyor. 27 Şubat 2026’da yayımlanan Kongre Araştırma Servisi çalışması olan “Kuvvetler Ayrılığı ve NATO’dan Çıkış” da, ABD’nin ittifaktaki konumunu nasıl etkileyebileceğine dair önemli bir referans olarak gösteriliyor.
