Alman siyasi gündeminde Suriyeli nüfusun durumu yeniden gündeme gelirken, Şansölye Friedrich Merz net bir mesaj veriyor: iç savaşın sona erdiğini savunan bir konumla, iltica gerekçelerinin yeniden biçimlendirilmesi gerektiğini işaret ediyor. Avrupa basınında da Merz’in bu yaklaşımı, göç politikalarında daha sert bir duruş sergilemek isteyen AfD’nin baskısıyla karşı karşıya geldiğini gösteriyor. Muhalefet partisi, göçle ilgili kararlarında daha keskin adımlar atılmasını talep ederken, Merz partisi içinde de sağa kayışı hızlandırmayı hedefliyor. Güçlenen güvenlik talebi ve sınır dışı tartışmaları, seçim öncesinde dikkatleri üzerine çekiyor.
Şu aşamada Merz, özellikle suç işlediği iddia edilen Suriyelilerin sınır dışı edilmesini vurguluyor ve Suriyeli Geçici Devlet Başkanı Ahmed Şara’yı Berlin’e çağırdığı bilgisini paylaşıyor. Amaç, iade süreçlerini ve uluslararası işbirliğini tartışmak. Buna karşın, Almanya’da uzun süredir çalışan yüzbinlerce Suriyeli için toplu geri gönderimler pek de kolay görünmüyor; entegrasyon süreçlerini tamamlamış ve vatandaşlık elde etmiş olanlar bulunuyor. 2024-2025 rakamlarına göre yüzbinlerce Suriyeli hâlâ ülkede istihdamda ve bazıları vatandaşlık sahibi. Bu durum, geniş kapsamlı zorunlu geri dönüşlerin pratikte ve hukuken zorluklar içerdiğini gösteriyor.
AfD’nin baskısı ve siyasi hesaplar Merz’in daha sağa kaymasını yeterli bulmuyor; koruma statülerinin geri alınması ve zorla sınır dışı edilmesi gibi daha sert talepler dillendirilirken, parti eşbaşkanı Alice Weidel de “Koruma statüleri geri alınmalı. Gitmezlerse zorla sınır dışı edilsinler.” sözleriyle bu tavrı destekliyor. Bu agresif dil, Alman kamuoyunda Merz için bir politika alanı açarken, aynı zamanda politikanın uygulanabilirliği konusunda da riskler taşıyor.
