Atina’da Nazi işgali sırasında 1 Mayıs 1944’e denk gelen toplu infazlara dair kareler, şu anda açık artırma platformu eBay üzerinden tartışmalara konu oluyor. Söz konusu fotoğraflar, Malakasa’da görev yapan Nazi çavuşu Hermann Hoyer’e atfedilen bir albümden çıktığı iddialarıyla satılmaya çalışıldı. Ancak çekildiği net olarak kimin karesi olduğu hâlâ belirsizliğini koruyor; satıcı, incelemeler nedeniyle ilanı günün ilerleyen saatlerinde geri çekerek satıştan kaldırdı. Şu ana dek hiçbir resmi kurum bu kareleri onaylamadı.
Uzmanlar, fotoğrafların resmi bir doğrulamaya kavuşması halinde infaz kayıtlarının daha ayrıntılı şekilde belgelenebileceğini ve direnişçilerin kimliklerinin belirlenmesine katkı sağlayabileceğini vurguluyor. Bunun yanında kamuoyunda bu tür belgelerin devlet gözetimine alınması talebi güçlenmiş durumda. Muhalefet partileri, bu görsellerin tarihsel miras olarak korunması için devletin elinde olması çağrısında bulunuyor.
Birçok aktör için simgesel değer taşıyan görüntüler KKE, kareleri “paha biçilemez tarihi tanıklıklar ve belgeler” olarak tanımlıyor; bu karelerin halkın kahraman direnişinin simgesi olduğunu ve partinin tarihinin ayrılmaz bir parçası sayıldığını belirtiyor. Parti ayrıca bu belgelerin devlet tarafından satın alınması ve Kesariani’deki yerel kurumlara ile Ulusal Direniş Müzesi’ne devredilmesini talep ediyor. Syriza ise fotoğrafları “Yunan halkının ortak tarihsel mirası” olarak görüyor ve bu mirasın korunması gerektiğini vurguluyor.
ERT’ye konuşan bir araştırmacı, bu fotoğrafları modern tarihin eşsiz belgeleri olarak nitelendiriyor ve birçoğu için hayli sarsıcı bir gelişme olduğunu ifade ediyor. Belgelerin Yunanistan’a iade edilmesinin şart olduğuna dikkat çekiliyor; çünkü bu materyaller, çıktıkları andan itibaren Yunan devletinin ortak mirasına aittir ve herkesin erişimine açık olmalıdır.
Kesariani’deki toplu infazın arka planı 1 Mayıs 1944 tarihinde Kesariani’de gerçekleştirilen infaz, Nazi işgali altındaki ilçede 200 Yunan komünistin kurşuna dizilmesiyle sonuçlandı. Hayatını kaybedenlerin çoğu, Haydari kampı gibi kamplardan sevk edilenlerle bağlantılıydı. Bu kanlı olay, 27 Nisan 1944’te Mora Yarımadası’ndaki ELAS partizanlarının Alman tümgenerali Franz Krech’i öldürmesiyle misilleme olarak görüldü ve işgal sonrası direnişin simgesel bir yönünü oluşturdu.
