Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, Ukrayna krizinde “dönüm noktası” olarak nitelendirdiği 25 Aralık 2025 tarihinin, Moskova’nın anlaşmaya varma niyetini pekiştirdiğini belirtti. Kiev ile özellikle Avrupa Birliği ülkeleri arasındaki destekçilerin, olası bir mutabakatta yol almak yerine bu süreci bozma çabalarını iki katına çıkardığını ifade etti.
Ryabkov, Rossiya 1 televizyonunda yaptığı konuşmada 25 Aralık 2025 tarihinin özel bir önem taşıdığını vurguladı: Bu tarih hafızamızda bir çözüme doğru ilerlemenin eşiklerinden biri olarak kalacak. Ancak son adımı atmadan bir anlaşmaya varılıp varılamayacağını, bizim çalışmalarımız kadar karşı tarafın siyasi iradesinin de belirleyeceğini sözlerine ekledi. Özellikle Kiev ve AB’deki destekçilerinin, bu süreçte “torpillemek için çabalarını iki katına çıkardığını” söyledi.
Yapay takvim baskısının hiçbir şekilde çözüm getirmediğini belirten Ryabkov, süre tartışmalarını da eleştirdi: “Burada hiçbir yapay süre veya ‘dokuz gün, doksan gün’ şeklinde bir son tarih gerçek anlamda işe yaramaz. Takvim yapraklarındaki tarihlere odaklanmak yerine, sorunun özüne odaklanmak gerekiyor.” Rusya tarafında tam bir hazırlık olduğuna işaret eden Ryabkov, karşı taraftan da aynı yaklaşımı beklediklerini kaydetti.
Ryabkov, Moskova’nın Ukrayna krizinin ana nedenlerini ele alan bir çözüme yöneldiğini ifade etti. Sorunların doğru şekilde çözülemediği sürece kalıcı ve nihai bir mutabakatın mümkün olmadığını belirtti; odak noktası sorunun özü olmalı. Ukrayna’nın geleceğine ilişkin tartışmalı senaryolar üzerine konuşan Ryabkov, Ukrayna’nın çöküşü senaryosunun tamamen spekülatif olmadığını ancak gerçekleşme ihtimalinin belirsiz olduğunu söyledi. Şu an Kiev’de iktidarda olanların iradesiyle sınırlı olmayan dinamikler bulunduğunu, hatta Ukrayna halkının iradesinin de tek başına belirleyici olmadığını ekledi. Biz, çıkarlarımızı savunan bir aktör olarak bu tabloda önemli bir rol oynuyoruz; ancak süreci tümüyle kendimize indirgeyemeyiz.
Ryabkov, NATO’nun Rusya’ya karşı olası bir çatışmada zafer hesabı yapanları “derin bir yanılgı içinde” görmekte olduklarını belirtti. Nükleer bir güçle çatışmanın “kaçınılmaz felaket” anlamına geleceğini vurguladı ve Batı’yı gerilimi düşürmeye odaklanmaya çağırdı. Büyük bir savaşa yol açacak tahminleri önlemek için, öncelikle krizi tetikleyen temel sorunları ele almak gerektiğini belirtti.
Moskova, son dönemde NATO’nun Rusya’nın batı sınırlarına yakın askeri faaliyetlerini “emsalsiz düzeyde” olarak nitelendirirken, Doğu Avrupa’daki NATO yığınağı ve tatbikatlarını “Rus tehdidine karşı caydırıcılık” olarak gördüğünü ifade ediyor. Rus yetkilileri, Avrupa’daki NATO varlığının güçlendirilmesinden duyulan rahatsızlığı defalarca dile getirdi. Dışişleri Bakanlığı, Moskova’nın NATO ile “eşitlik temelinde” diyaloga açık olduğunu belirtirken, Batı’nın Avrupa kıtasını daha fazla askerileştirme politikalarından vazgeçmesini talep ediyor.
