ABD’nin Gazze’ye dair 20 maddelik planına Hamas’ın yanıt vermesi için süre tanıdığı andan itibaren, taraflar arasındaki tansiyonla birlikte bölgede arabuluculuk çabaları hız kazandı. Trump’ın önerileriyle başlayan süreçte, rakip tezler ve karşılıklı güven sorunları ön planda kalırken, Netanyahu ise plan reddedildiğinde ya da uygulanması geçiştirildiğinde olan bitenin hızla sonuçlanacağını ifade etti. Türkiye ise arabuluculuk çalışmalarında kilit aktör olarak ön plana çıktı; MİT Başkanı İbrahim Kalın Katar’a giderek Gazze planını detaylandıracak taraflarla görüşmeler sürecine katılacağını söyledi. Katar Dışişleri Bakanlığı ise bölgedeki çabaların Türkiye ve Mısır ile birlikte yürütülmesini vurguladı ve bu girişimin savaşın sona erdirilmesini hedeflediğini belirtti.
Hamas’ın açıklamaları ve iç dinamikler açısından, Siyasi Büro Üyesi Muhammed Nezzal’ın açıklamaları işaret ediyordu: plan açıklandığı gün sonrası için iç ve dış istişareler sürüyor; gruplar içerideki eleştirileri birer birer değerlendirirken yanıtın yakın olduğu belirtiliyordu. Ancak grubun şehirler arasındaki parçalı yapısı, net bir kararın alınmasını geciktiriyordu. Bazı kaynaklar planda Hamas’ın silahsızlanmasını öngören maddelerin en kritik sorun olduğunu öne sürdü. Middle East Eye ise planda önemli değişiklikler olduğunu ve özellikle şu iki hususun vurgulandığını yazdı: Gazze’nin girişiyle ilgili taahhütler ve çekilme konuları, net sayılar yerine daha genel ifadelerle devam ettirildi.
Planın uygulanması halinde, Gazze’nin özel bir ekonomik bölge statüsü kazanması ve katılımcı ülkelerle tarife ve erişim oranlarının müzakere edilmesi öngörülüyor. Ayrıca, kimsenin Gazze’yi terk etmeye zorlanmayacağı, isteyenlerin özgürce kalıp kalabilecekleri ve geri dönebilecekleri belirtiliyor. Hamas ve diğer aktörler, bölgede doğrudan ya da dolaylı olarak yönetimde söz sahibi olmayacaklarını kabul ederlerken, tüneller ve silah üretim altyapıları yıkılarak yeniden inşa edilmeyecek. Bağımsız gözlemcilerin denetiminde silahsızlandırma süreci başlatılacak.
Planın madde madde özeti olarak sunulan başlıklar, bölgenin güvenliği, insani yardımların akışı ve yönetim yapısının kurulması gibi başlıkları kapsıyor ve uluslararası aktörlerin koordineli çabalarını öne çıkarıyor. Gazze’nin yeniden inşası için bir dizi mekanizma ve kurum fikri de metinde yer alıyor; bu kapsamda Barış Konseyi adıyla bir yönetim yapısı öneriliyor ve Başkanlık görevi geçmişte kamuoyunda sıkça konuşulan isimlerle ilişkilendiriliyor. Ayrıca, insani yardımların Gazze Şeridi’ne kesintisiz ulaşması, sınır geçişlerinin aydınlatıcı bir çerçeve içinde düzenlenmesi ve bölgenin bağımsız bir komite tarafından yönetilmesi gibi hedefler vurgulanıyor.
Ek açıdan bakıldığında, yeni güvenlik mimarisinin, bölgede uzun vadeli istikrarı sağlayacak bir Uluslararası İstikrar Gücü (ISF) ile destekleneceği ve Gazze’nin güvenliğinin önce sınır geçişlerinde sonra iç güvenlik süreçlerinde güçlendirilmesi öne çıkıyor. İsrail’in işgal ya da ilhak kararı yerine, geri çekilmenin kilometre taşı ve zaman çizelgesine uygun olarak yapılması, bölgede istikrarı önceleyen bir yaklaşım olarak tasvir ediliyor. Plan, dinler arası diyalog ve karşılıklı anlayışın pekiştirilmesini de hedefliyor.
