Atina’da bir araya gelen Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve Güney Kıbrıs yönetimi lideri Nikos Hristodulidis, yaklaşık üç yıl aradan sonra Ege’de yeniden gündeme gelen gerilimler eşliğinde üçüncü bir işbirliği çerçevesini değerlendirdi. İt dalaşları ve Kuzey Ege hava sahasındaki Türk F-16 hareketleri, toplantının hemen öncesinde Yunan kamuoyunda rahatsızlık yaratmıştı.
Netanyahu ise basın toplantısında Türkiye’yi dolaylı olarak eleştirdi ve “İmparatorluklarını yeniden kurabileceklerini düşünenlere bunun gerçekleşmeyeceğini söylüyoruz” sözleriyle, bölgedeki gerginliğe rağmen uluslararası hukuk temelli bir yaklaşım benimseyeceklerini ifade etti. Denizdeki haklar ve savunma konularında ortak hareket edilmesinin gerektiğini vurguladı.
Miçotakis ise bu üçlü mekanizmanın yalnızca üç ülkeyi değil, Doğu Akdeniz genelinde güvenlik ve istikrar için önemli bir adım oluşturduğunu belirtti. Bölgenin yeni bir jeopolitik döneme adım attığını ifade eden başbakan, artan risklerin yanında yeni ufukların da doğduğunu kaydetti.
3+1 formatı ve ABD’nin rolü de zirve boyunca öne çıktı. Gündemde, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail’in ABD ile birlikte yürüttüğü bu mekanizmanın, Washington’un Doğu Akdeniz gelişmeleriyle uyum içinde çalışmasını hedeflediği belirtilirken, Türkiye’nin bu yapıya mesafeli duruşunun gözlemlendiği vurgulandı. Netanyahu’nun Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesine net karşı çıkışı Ankara’da farklı tepkiler doğurdu.
Ankara’nın tepkisi özellikle Yunanistan’ın adalarına İsrail yapımı silah sistemleri yerleştirilmesine yönelik planlar üzerinden yükseldi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “silahsızlandırılmış statüdeki adaların silahlandırılması uluslararası anlaşmalara aykırıdır” diye ifade etti ve Türkiye’nin haklarını Ege ile Doğu Akdeniz’de kararlılıkla savunacağını sözlerine ekledi.
