ABD Başkanı Donald Trump’ın girişimiyle başlayan Gazze Barış Kurulu kapsamında bölgenin yeniden inşası ve ateşkesin kalıcılaştırılması için İsviçre’de yapılacak toplantı bugün bir araya geliyor. Diplomatik kaynaklar, toplantıda kurulun hukuki çerçevesini belirleyecek olan anlaşma metninin onaylanacağını belirtiyor. Türkiye’yi temsilen Gazze Barış Kurulu Şartı’na imza atması beklenen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Erdoğan adına Türkiye’yi temsil edecek.
Kurulun amacı, Gazze’deki ateşkesin uzun vadeli güvenceye kavuşması ve yeniden yapılanma sürecinin uluslararası koordinasyonla yürütülmesi olarak ifade ediliyor. Ancak dün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı görüşmenin ardından, Türkiye ile Katar’ın bu yapıda yer almasına karşı çıkıldığı ileri sürüldü. Netanyahu’nun, Washington’ın Gazze barış sürecine ilişkin içeriğini İsrail’e danışılmadan belirlenmesi gerektiği yönündeki görüşünü savunduğu ileri sürülürken, ABD ile gerekçe tartışmaları sürüyor.
Gazze Barış Kurulu’nun yönetiminde kimlerin bulunduğu ve İsrail’in Türkiye’yi istememe nedeni, Sputnik’e konuşan Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe tarafından ele alınan konular arasında yer alıyor. Kurulda yer alan isimler arasında Steve Witkoff, Jared Kushner, Hakan Fidan, Ali Al-Thawadi, General Hassan Rashad, Tony Blair, Marc Rowan, Reem Al-Hashimy, Nikolay Mladenov ve Sigrid Kaag gibi çeşitli deneyimli aktörler sıralanıyor.
İsrail’in Türkiye’yi istememesinin başlıca nedenleri arasında, Türkiye’nin hem yönetim kurulunda hem sahada aktif olması halinde İsrail’in karar alma süreçlerinde istediği esnekliği bulamayacağı endişesi gösteriliyor. Prof. Dr. Gökçe, Türk askerinin bölgede bulunmasının İsrail’in soykırım politikalarını sürdürebilme kapasitesini zayıflatabileceğini belirtiyor. Türkiye’nin insani yardım tecrübelerinin Gazze’de hızla rehabilitasyon sağlayabileceğini düşünen İsrail’in bu durumda kaygı düzeyinin arttığı vurgulanıyor. Ayrıca bölgesel sahada Osmanlı döneminden kalan Türk askerinin varlığı, İsrail’in psikolojik olarak da kaygı duymasına yol açıyor.
Gökçe, Türkiye’nin Gazze sahasının hızlı rehabilitasyonu konusundaki potansiyel katkısının İsrail’i endişelendirdiğini ifade ederken, bu konunun Washington ile Berlin arasındaki gerilimin bir parçası olarak görülüyor. Türkiye’nin Gazze konusundaki insani yardım ve yeniden yapılanma tecrübesi, bölgenin eski yapılarına dönüşte belirleyici bir rol oynayabilir ve bu durum İsrail’in bölgedeki kontrol kaybı endişesini derinleştirebilir.
