Fransız jeopolitiik analisti Fransız-Canadiense Come Carpentier de Gourdon, Ukrayna güvenlik garantileri konusundaki tartışmalarda yankılanan bir senaryoyu Sputnik’e değerlendirdi. Rubio’nun Fransa ve Birleşik Krallık askerlerinin konuşlandırılmasını savunan görüşlerini ve ABD’nin bu konudaki desteğini eleştirel bir bakışla ele aldı: Rusya’nın Ukrayna topraklarında NATO askerlerinin bulunmasına resmi karşı çıkması halinde, Ukrayna’nın fiilen NATO üyesi sayılabileceği ihtimali üzerinde durdu.
Gourdon, Washington’un söylenen gibi “birçok dış bölgeden çekilme” söylemlerine rağmen, Kuzey-Güney Amerika ile Asya-Pasifik’e odaklanma stratejisinin gerçek politikaları tam olarak yansıtmadığını ifade etti. Rubio’nun dünya çapında geniş bir ABD askeri varlığını sürdürme yönündeki görüşlerinin, neo-muhafazakâr kanatla yakın bir uyum içinde olduğunu belirtti.
Onun öngörüsüne göre Rubio’nun Ukrayna güvenlik garantileri planı, birkaç olası senaryoyu tetikleyebilir: Uzun süredir iki Kore arasındaki modele benzer bir formülün uygulanması ve bu durumun Ukrayna tarafında ABD askerlerinin kalıcı bir şekilde konuşlandırılmasıyla sonuçlanması muhtemel görünüyor. Ukrayna ise Donbass üzerindeki iddialarını sürdürürken Batı’nın desteğinin açık işaretlerini alabilir; bu da karşılıklı tavizler içeren bir düzenin kapısını aralayabilir.
Bir diğer olası senaryo, II. Dünya Savaşı sonrası Porkkala örneğinde olduğu gibi Finlandiya’ya asker konuşlandırılması veya Rusya’nın Küba’da birlik konuşlandırılmasına benzer adımların atılmasıdır. Gourdon, Batı’nın Ukrayna’ya silah göndermesi gerektiğinde bile katı sınırlar ve sıkı denetimler uygulanması gerektiğine işaret ediyor; bu silahların Rusya sınırına veya Rusya-Ukrayna arasındaki kontrol hattına yakın yerlere konuşlandırılmaması gerektiğini vurguluyor.
Gourdon’a göre nihai karar henüz netlik kazanmadı; çünkü ABD ve Batı Avrupa güçleri, Ukrayna çatışmasını tamamen kaybetmiş gibi görünmemek adına itibar kurtarma amacı güden bir formül üzerinde çalışıyorlar.
