Radyo Sputnik’teki Seyir Hali programında Ali Çağatay, ABD’nin Orta Doğu politikalarını yeniden yapılandırma çabalarını yorumladı. Günümüzde ‘Three Pillars’ adıyla ifade edilen yaklaşımın, geçmişte uygulanmış olan Twin Pillars stratejisinin dönüştürülmüş bir versiyonu olduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin bu yeniden şekillenen düzende merkezi bir aktör olarak öne çıktığını savundu.
Çağatay’a göre, ABD’nin geçmişte Orta Doğu’yu iki ana güç üzerinden yönettiğini söylemek mümkündür: bir yanda Suudi Arabistan, diğer yanda İran. Bu model, tecrübe ettiği zorluklar nedeniyle daha temkinli bir uygulama gerektiriyor. Nixon döneminin “iki ayaklı” yaklaşımı, günümüzde üç ayağa çıkarılarak genişletilmiş bir bölgesel çerçeve kurmayı hedefliyor. Ancak bu üç ayaktan birinin Suudi Arabistan olduğu, öbürünün Tel Aviv ve Kudüs’te konumlandığı belirtiliyor. İmam Humeyni’nin iktidara gelmesi ve İran’da değişimin yaşanmasıyla birlikte, son tahlilde Amerika’nın bölge planlarında değişiklikler yapmak zorunda kaldığı savunuldu.
Ankara’nın bölgedeki sorumlu aktör olarak konumlandırılması ise Çağatay’a göre bu dönemde belirleyici bir unsur. Türkiye’nin bölgesel sorunların, krizlerin ve olağanüstü gelişmelerin hesaplarını kendi üzerinden yöneteceğine dair bir bakış açısı benimsenmiş durumda. Dikkate alınan senaryolarda, İran dışındaki unsurların da Türkiye’ye teslim edildiği belirtiliyor. Konuşmada, Amerika Birleşik Devletleri’nin bu süreçte dört parçalı Kürdistan kavramını kullanarak bölgeyi Ankara’dan yönetme niyetini ima ettiği ifade edildi. Bu yaklaşımla bölgedeki güç dengesinin Türkiye üzerinden yeniden şekillendirilmesi amaçlanıyor.
Three Pillars politika dokümanı şu anda hayata geçirilmiş durumda iddiasıyla Çağatay, ABD’nin Orta Doğu’yu yeniden yapılandırma çabalarını yürütürken İsrail merkezli bir bölgesel düzen kurmayı hedeflediğini belirtti. Yaklaşım kapsamında Suriye’yi farklı bir devlet olarak konumlandırmak, Ürdün, Lübnan ve diğer bölgeleri uydu devletler olarak görmek gibi tasvirler öne çıkıyor. Bu perspektifte, tüm bu devletler İsrail’e hesap verecek şekilde bağlanacak ve topraklar arasındaki sınırlar yeniden biçimlendirilecek.
Çağatay’ın vurgu yaptığı bir diğer nokta, Twin Pillars’ın İran ayağının çökmemiş olması durumunda bugün kimsenin Türkiye’den söz etmeyeceği olarak özetlenebilecek bir tespit. Eğer Humeyni Fransa’dan hareketle iktidara gelmemiş olsaydı, bölgenin ikili olarak yönetileceği ve Türkiye’den söz edilmeyeceği öne sürülüyor. Bu bağlamda, petrol fiyatlarının dalgalanması ve bu dalgalanmaların İran ile Suudi Arabistan’ın ekonomik gücünü, dolayısıyla bölgesel güç dengelerini nasıl etkilediği de tartışmanın odaklarındandı.
