Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi’nin beşinci kez İstanbul’da gerçekleştirildiği bu yıl, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay’ın katılımıyla kayda değer bir söylemi beraberinde getirdi. Zirve kapsamında yapılmış olan konuşmada, kamu ve devlet kurumları arasındaki iletişimin güven ve itibar konularını nasıl etkilediğine dikkat çekildi. Yanlış bilgi ve dezenformasyonun hızla yayıldığı bir ortamda, net ve uyumlu bir mesajın koordine edilmesi hayati öneme sahiptir” ifadesiyle, stratejik iletişimin odak noktasının sadece diğer ülkelerle değil, tüm vatandaşlarla da paylaşılması gerektiği vurgulandı.
Oktay, “Bu süreçte hedefleri kısa ve net tutmak, mesajı geniş bir kitleye iletmek esastır” şeklinde özetledi; Türkiye’nin küresel arenada bu mesajı net biçimde dünyaya ilettiğini belirtti. Ayrıca “Bu, ABD’nin savaşı değildir; İsrail savaşıdır ve tüm dünya, Amerikan vatandaşları dahil bu bedeli ödemektedir” ifadeleriyle, uluslararası çatışmaların sorumluluğunun taraflar kadar küresel topluma da yüklendiğini gündeme taşıdı.
Oktay, ABD-İsrail ve İran arasındaki gelişmeler bağlamında, “Merkezi bilgi güveni ve istikrar çok önemlidir. İran meselesinde dahi görev açık olmalı: ABD’nin çıkarı ne, sadece doğal kaynak mı, yoksa rejim değişikliği mi?” sözleriyle net bir bakış açısı ileri sürdü. Kamuoyunun her gün değişen bilgileriyle yönlendirilmesinin doğru olmadığını, güvenin temel paydaşlar arasında kurulması gerektiğini vurguladı. Bu güvenin sarsılmaması için bilgilerin sorumlu bir şekilde paylaşılması gerektiğini ifade etti.
Oktay’ın ifadelerinde, “ABD ve Trump yönetiminin karşı karşıya kaldığı durum, bu savaşın ağaçlarının küresel sonuçlarıdır” şeklinde bir açıklama da yer aldı. İran’a yönelik olası müdahale konusunda Kongre’nin onayı konusundaki belirsizlik ise, kendini bilimsel ve kamuoyuyla paylaşılan bilgilere dayandıran bir ikna sürecinin gerekliliğini gösterdi. Türkiye’nin tutumu ise netti: “Bu savaşa karşı duruşumuz açık ve kararlı; ateşkes ve barışın sağlanması için çabalarımız sürecek” diye özetledi.
Türkiye’nin yaklaşımı, dünyanın dikkatini çeken bu çatışmada tarafsız ve çözüm odaklı bir yol izlemeyi hedefliyor. “Savaş adil değildir; bölgesel istikrar için ateşkes ve diyalog temel adımlar olmalıdır” şeklindeki mesaj, dünya kamuoyuna açık bir şekilde iletildi ve Türkiye’nin bu süreçteki aktif rolünü pekiştirdi.
