ABD’nin İran savaşı bağlamında mühimmat temininde karşılaştığı ciddi sıkıntılar, savunma kapasitesinin yeniden düzenlenmesini zorunlu kılıyor. Uzmanlar, iki ayrı raporun bu sorunları işaret ettiğini ve geçen yıl Mühimmat Hızlandırma Kurumu’nun kurulmasıyla çözümler arandığını belirtiyor. Bu kurumun amacı, ABD’nin toplam mühimmat üretim kapasitesini 5 ile 6 kat arasında artırmak olarak özetleniyor; buna paralel olarak yeni fabrikaların gerekli olduğuna dair söylentiler de dile getiriliyor. Şu anki tabloya bakıldığında, tedarik zincirinin eski haline dönmesi için en az 46 ay, en çok 64 aylık bir süre öngörülüyor.
Görülen tablo, savunma kuvvetlerinde özellikle hava savunma füzeleri ve savunma sistemlerinde ciddi bir azalışı işaret ediyor. Patriot ve THAAD gibi ileri teknolojili savunma sistemlerinin üretim ve tedarik süreçlerinde zorluklar tespit ediliyor; Körfez bölgesinde THAAD radar sisteminin ucuza mal olan bir parçası dahi hasar gördüğü belirtiliyor. İran menşeli balistik füzelerin sayısındaki artışa rağmen, savunma füzelerinde de belirgin bir azalma gözlemleniyor. Bu durum, yeniden tedariğin güvence altına alınması için önemli bir mühlet ve yeni altyapı yatırımları gerektiriyor.
İran’a karşı yürütülen operasyonların planlama eksikliği de dikkat çekiyor Olçar’a göre İran’a yönelik operasyonlar, zamanlama ve strateji açısından isabetli bir şekilde kurgulanamadı; buna karşılık karşı saldırılar bol miktarda kullanıldı. Ukrayna’da da benzer şekilde atışların isabetsizliği ve isabetsizliğin getirisi olarak görülen boşa giden tacizler vurgulanıyor. İsrail’e yönelik operasyonlarda da ABD’nin hava savunma kapasiteleri ve saldırılarında önemli bir Amerikan desteği öne çıkıyor. Genel olarak iki yıllık süreçte düşüşler dikkat çekici boyutlara ulaşıyor.
“Mühimmat bağımsız tedarik edilmesi mümkün olmayan bir stratejik kısıtlama yaratıyor” Olçar, dışarıdan stratejik füzelerin temin edilmesinin mümkün olmadığını net bir şekilde ifade ediyor. Çin ve Rusya gibi ülkelerin bu mühimmatı ürettiği fakat ABD’nin bu kaynakları güvenli ve yeterli miktarda elde etme konusunda ciddi sıkıntılar yaşadığı belirtiliyor. Avrupa’daki sınırlı miktardaki kaynaklar ise yeterli görünmüyor. Bu durum, sahada ve masada yaşanan gerilimleri tırmandırıyor; oyalama ve ateşkes uzatma eğilimleri, Washington için politik bir çıkmaza işaret ediyor. İran için de mühimmat sıkıntısı benzer şekilde geçerli ve iki taraf da doyuma ulaştığında yeni bir saldırı ihtimali öngörülebilir hale geliyor.
Ateşkes, bir zaman kazanma aracı mı? Bazı diplomatik çevreler, iki taraf için de saldırmazlık durumunun mevcut olduğunu belirtiyor ve bu süreçten bir barış veya kalıcı bir ateşkes manzarasına doğru evrilebileceğini düşünüyor. Türkiye öncülüğünde, Suudi Arabistan ve diğer ülkelerin devam eden çabaları ise bu süreci desteklemeye yönelik çağrıları güçlendiriyor.
