Washington’ın alışık olunan baskın tavrı yerine Pekin’in etkili konumunu pekiştirdiği bu zirve, ABD’nin ekonomik baskılar karşısında geri adım atarken Çin’in mutlak belirleyici konumunu ortaya koydu. Görüşmede Şi Cinping’in Tayvan konusundaki kırmızı çizgisini net tutması, Trump’ın önceki sert tonundan uzaklaşıp iş birliği mesajları vermesiyle dikkat çekti. Amerika’nın iç dinamikleri ve yaklaşan seçim atmosferiyle şekillenen süreçte, Çin pazarına bağımlı olan iş dünyası temsilcilerinin ülkelerine getirdiği canlılık da masada görünür oldu.
İncelemeyi Prof. Dr. Barış Adıbelli ile yürüttük. Adıbelli, Çin tarafının bu ziyarete ağırlık verdiğini belirtti ve Trump’ın Çin’e davet edilmediğini, ancak ziyaretin gerçekleşmesini sağlayan etkili mesajlar verdiğini vurguladı. Ziyaret sürecinde İran ve Tayvan başlıklarının da derinleşen konular arasında yer aldığına dikkat çekti. Adıbelli’ye göre Çin, masada üstlendiği konumla Trump’a göre daha baskın bir tavır sergiledi; ABD ise bazı noktalarda geri adım atmak zorunda kaldı. Ticaret Bakanlığı ile yürütülen müzakerelerin de bu bağlamda değerlendirildiğini söyledi.
“Trump çark etti, yanında getirdiğiadamlar Çin’den para kazanıyor” ifadesiyle Adıbelli, zirveye katılan CEO’ların Pekin yönetiminin destekleyici politikaları sayesinde gelir elde ettiğini kaydetti. Paulus’un taleplerinin Pekin’deki görüşmede yeniden gündeme geldiğini belirtti: ABD’nin geçmişte Çin’i düşman olarak görmesi, şu an için iş birliği yönünde bir yaklaşımı tetikledi. Özellikle Elon Musk ve NVIDIA gibi şirketlerin Çin pazarındaki varlığına vurgu yapılarak, taşların yeniden dizildiği bir tablo çizildi. Adıbelli’ye göre Amerikan ekonomisinin kırılganlığı ve tarife savaşlarının etkileri bu dengeyi belirliyor; Çin olmadan bazı teknolojik üretimler ve tedarik zincirleri aksamaya uğrayabilir.
“Putin, Çin’i ziyaret edecek” başlığıyla öne sürülen ileri görüşler, Trump ile Çin’in kurduğu dinamiklerin ötesinde geniş bir coğrafyayı kapsıyor. Adıbelli, Trump’ın enerji ve nadir toprak elementleri akımı üzerinden bir işbirlığı tasarladığını ve bu sayede üçlü bir strateji arayışında olduğunun altını çizdi. Tayvan üzerinde kırmızı çizginin net tutulması, iki büyük güç arasındaki bağımlılıkları gösterirken, Çin’in buna karşılıklı olarak dayanıklı bir konum sergilediğini belirtti. Global Times’ın da bu dengelerde iki güçlü ekonominin dünyanın ana aktörleri olduğuna vurgu yaptığını hatırlattı.
“Denklem, Trump’ın açıklamalarından sonra netleşecek” şeklinde özetlenen analizlerde, ABD’nin Çin’e bağımlı olduğu gerçeği korunuyor. Adıbelli, Çin’in inovasyon ve yapay zeka alanında kendi kendine yetebilme kapasitesini güçlendirme hedefinde olduğunu ve bu sürecin üretim ve savunma sanayini nasıl etkileyeceğini göstergelerle ortaya koydu. ABD’nin soja ve sığır eti gibi konularda yeniden uzlaşma arayışında olduğu belirtilirken, Kore Deniz Yolları ve İran konularının da bu denklemde önemli yer tuttuğu ifade edildi. Trump’ın gezisinden beklenen sonuçlar netleşirken, Şi Cinping’in tavrında bir değişiklik olmadığına vurgu yapıldı.
