Ekonomik darboğazın kıskacında olan Lübnan, İsrail’in kalıcı işgal hamleleri ve Hizbullah’ı silahsızlandırma baskılarıyla karşı karşıya. Washington’da Trump dönemindeki diplomatik temaslar, Beyrut ile Kuzey İsrail arasındaki gerilimi yatıştırmaya çalışsa da sahada görünen tablo, karşılıklı saldırı denklemlerinin çözüm bulmamasını gösteriyor. Teknolojik altyapısını güçlendiren Hizbullah’ın, dronelerle İsrail’in derinliklerine ulaşabilme kapasitesine karşı Lübnan ordusunun öne sürülmesi tartışmaları, askeri yetersizlik ve iç savaş riskine dair endişelerle boğuşuyor.
Bir yandan Ortadoğu’daki güç dengeleri, İran’ın Lübnan’daki konumunu güçlendirme yönündeki adımlarıyla sıkı bir şekilde etkileşim içinde. IMF’nin şart koşar gibi görünen silahsızlandırma baskısı ve Suudi-Körfez yatırımlarının çekilmesiyle ekonomi çökmenin eşiğine gelince, Lübnan’ın yeniden şekillenecek bir fraktör haline gelmesi ihtimali doğuyor. Siyasi olarak Mayıs seçimlerinin ertelenmesiyle temsil krizi derinleşiyor; ancak ABD-İsrail’in talepleri ve Netnayahu’nun bölgesel hesapları bu süreçte çatışmaları tırmandırabilir.
Ülkenin iç siyasi dinamikleri ile güvenlik mimarisinde yaşanan kırılmalar, Hizbullah’ın kilit role sahip olduğu gerilimli bir tablo ortaya çıkarıyor. Analist Nalan Yazgan, Hizbullah’ın artık yalnızca tank ve tüfekle hareket etmediğini vurgulayarak teknolojiyi use eden bir stratejiyle karşı karşıya olduğumuzu söylüyor. Lübnan hükümetinin sınırlı esnekliği ve iç siyasetteki rekabet, Hizbullah’ı silahsızlandırma çabalarını zorlaştırıyor.
“İran’ın etkisi süreci yönlendiriyor” Bu süreçte İran’ın Lübnan’da ateşkes sağlama arayışları, İsrail’in saldırgan tutumuyla çelişiyor. Trump’ın Suriye kartını kullanması halinde iç savaş riskinin artacağı endişesi dile getiriliyor. Yazgan’a göre, “Trump’ın baskı hedefi, İran’ın nüfuzunu kırmak ve bölgesel dengeyi değiştirmek” yönünde. Ancak bu yaklaşım, Lübnan’da eski denklemleri değiştirecek kadar güçlü olmayabilir; İsrail kuzeyden Beyrut’a yönelik planlarını sürdürürken Suriye’nin müdahalesi de masada.
“Tek seçenek direniş” Hizbullah’la doğrudan mücadele isteyen baskılar karşısında, Lübnan ordusu tek başına Hizbullah’ı silahsızlandırabilecek kapasitede görünmüyor. Yazgan, İran destekli yeni bir direniş formunun doğabileceğini belirterek, iç savaş senaryolarının hala canlı olduğunu vurguluyor. Mayıs’taki seçim ertelendiği için temsil krizi devam ederken, Maruniler arasında oluşan ayrılık rüzgarları ve İsrail’in güneyden çekilmeye niyetli olmadığını söyleyen tartışmalar, ülkede barış ihtimalini zayıflatıyor.
Sonbahar ve olası yeni çatışmalar Sonbahar döneminde Hizbullah’a karşı uygulanacak baskının Lübnan ordusunda istifalara yol açması muhtemel görünürken, bölgede çatışmaların yeniden alevlenmesi ihtimali kuvvetli. Amerikalılar sadece ekipman sağlayacak; savaş için savaşmayacak demek, Lübnan için yeterli bir çözüm olmadığını gösteriyor. Bu çerçevede, devletçiklerin oluşması ve iç savaşın yeniden gündeme gelmesi olasılığı, ülkenin tüm unsurlarını derinlemesine etkileyebilir.
