AB Komisyonu’ndan Trump’ın Gazze Açıklamalarına Yanıt
AB Komisyonu Dış İlişkiler Sözcüsü Anouar El Anouni, düzenlenen günlük basın toplantısında, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi ile ilgili yaptığı açıklamalara değindi. Trump, Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile düzenlenen ortak basın toplantısında, ABD’nin Gazze Şeridi’ni devralmayı planladığını belirtmişti. Bu bağlamda El Anouni, Avrupa Birliği’nin (AB) iki devletli çözüm konusunda kararlılığını vurgulayarak, “AB, hem İsrailliler hem de Filistinliler için uzun vadeli bir barışa giden tek yol olduğuna inandığımız iki devletli çözüme tamamen bağlı kalmaya devam ediyor. Gazze’nin gelecekteki bir Filistin devletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu açıkça belirttik.” ifadelerini kullandı.
El Anouni, AB’nin pozisyonunun Filistinlilerin daha fazla zorla yerinden edilmemesi gerektiği yönünde olduğunu da sözlerine ekleyerek, uluslararası toplumun bu konuda daha fazla sorumluluk alması gerektiğini vurguladı.
Trump’ın Gazze Yorumları ve Eleştiriler
Trump, ortak basın toplantısında ayrıca Gazze’nin mevcut durumuna da dikkat çekerek, “Gazze artık tamamen yerle bir olmuş devasa bir yıkım alanı” ifadesini kullandı. Filistinlilerin, Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkelerde inşa edilecek yeni yerleşim yerlerine gitmelerinin daha iyi olacağını öne sürdü. Bu açıklamalar, uluslararası alanda büyük bir yankı uyandırdı.
Rusya’dan Gelen Tepki
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Trump’ın Gazze Şeridi’ni devralma planını eleştirerek, uluslararası hukukun artık göz ardı edildiğini ifade etti. Lavrov, Trump’ın ilk görev döneminde Suriye topraklarındaki Golan Tepeleri‘nin İsrail’e ait olduğunu söylemesinin ardından, şimdi de Filistinlilerin Gazze’den ayrılması gerektiğini dile getirmesinin endişe verici olduğunu belirtti. Lavrov, “Uluslararası hukukun üstünlüğü kültürü reddediliyor. BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) kararları iptal ediliyor. Bu eğilim devam edecek” diyerek durumu eleştirdi.
Lavrov, Trump’ın planının uluslararası hukuk normlarını ortadan kaldırma eğilimiyle bağlantılı olduğunu ve bu durumun özellikle Ortadoğu’daki meselelerde kendini gösterdiğini de sözlerine ekledi. Bu açıklamalar, uluslararası toplumda hukukun üstünlüğü ilkesinin korunması gerektiği yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
