İran ile ABD Arasındaki Nükleer Gerilim
Bir gazete, ABD yönetiminden elde ettiği bilgilere dayanarak, İran’a karşı askeri operasyon başlatma ve eylül ayına kadar bu ülkenin varlığına son verme planlarının yapıldığını öne sürdü. Gazeteye göre, Beyaz Saray’dan bir kaynak, “İran’ın zamanı daralıyor. Başkan Trump’ın İran’ın nükleer kapasitesinin tam olarak denetlenmesi karşılığında yaptığı cömert teklife yanıt vermezlerse, eylül ayına kadar İran diye bir şey kalmayacak. Bu kadar basit” ifadelerini kullandı.
Şubat ayında Trump, İran’a karşı askeri harekata girişmek yerine bu ülkeyle bir anlaşma yapmaya hazır olduğunu belirtmiş, Tahran’ın barışçıl bir şekilde gelişmesine ve nükleerde zenginleşmesine olanak tanıyacak doğrulanmış bir nükleer barış anlaşması yapmak için çalışmalara derhal başlanması çağrısında bulunmuştu.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’nin İran’a karşı azami baskı politikası izlediği bir dönemde İslam Cumhuriyeti’nin nükleer bir anlaşmayı müzakere etmeyeceğini vurgulamıştı. Axios portalı, Trump’ın mart ayı başında İran’ın dini lideri Ali Hamaney’e bir mektup göndererek yeni bir nükleer anlaşmanın imzalanması için iki aylık bir süre tanıdığını aktarmıştı.
İran, Trump’ın mektubuna Umman aracılığıyla yanıt gönderdiğini açıklamıştı. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD Başkanı’nın nükleer programa ilişkin doğrudan müzakere teklifini reddettiklerini bildirmişti. Pezeşkiyan, Trump’ın mektubuna cevabında doğrudan müzakere konusunu reddettiklerini fakat dolaylı müzakerelerin yolunun açık olduğunu ifade etmişti.
2015 yılında, İngiltere, Çin, Fransa, Almanya, Rusya, ABD ve İran, Tahran’ın nükleer programının engellenmesi karşılığında yaptırımların kaldırılmasını içeren bir nükleer anlaşma imzalamıştı. Ancak Donald Trump, 2018 yılında ABD’nin Kapsamlı Ortak Eylem Planı’ndan çekilmesiyle birlikte Tahran’a yönelik yaptırımları yeniden yürürlüğe koymuştu. Buna karşılık, İran da anlaşma kapsamındaki taahhütlerini aşamalı olarak azaltmaya başlamış ve nükleer araştırma ile uranyum zenginleştirme seviyeleri üzerindeki kısıtlamalardan vazgeçtiğini duyurmuştu.
