featured
  1. Haberler
  2. Orta Doğu
  3. Eski Mısır Nükleer Malzemeler Dairesi Başkanı Ebu el-Huda es-Sayrafi’nin İran Nükleer Tesisleri ve ABD Saldırılarıyla İlgili Değerlendirmeleri

Eski Mısır Nükleer Malzemeler Dairesi Başkanı Ebu el-Huda es-Sayrafi’nin İran Nükleer Tesisleri ve ABD Saldırılarıyla İlgili Değerlendirmeleri

İran’ın Fordo Reaktörüne Yönelik Saldırılar ve Sonuçları

Eski Mısır Nükleer Malzemeler Dairesi Başkanı Ebu el-Huda es-Sayrafi, yaptığı detaylı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’daki nükleer tesislere yönelik gerçekleştirilen saldırıların uluslararası güvenlik açısından büyük bir risk oluşturduğuna dikkat çekti. Bu saldırıların, özellikle Fordo nükleer reaktörüne düzenlenen operasyonun, oldukça güçlü ve etkili olduğunu belirtti. Esayrafi, bu saldırıda kullanılan bombaların, yerin yaklaşık 80 metre derinliğinde bulunan hedefleri tam anlamıyla vurmak üzere özel olarak tasarlandığını vurguladı.

Ancak, Sayrafi, İran’ın saldırı öncesinde yaptığı önlemlerden de bahsetti. Ülkenin, reaktördeki zenginleştirilmiş uranyum stoklarını saldırıdan iki-üç gün önce tahliye ederek, bu maddeleri güvenli bölgelere taşıdığını açıkladı. Bu önlemin, bölgesel ve küresel ölçekte gerçek anlamda bir nükleer felaketin önüne geçtiğine inanılıyor.

Reaktör Tahliyesi ve Potansiyel Tehlikeler

Sayrafi, İran’ın, saldırı sırasında reaktörde bulunan zenginleştirilmiş uranyumun tahliyesini gerçekleştirmemiş olması halinde, bu durumun yalnızca İran’ı değil, bölgeyi ve dünyayı da olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Ona göre, geçmişte yaşanan Çernobil ve Fukuşima kazalarının etkileri, günümüzde bile hissediliyor ve bu olaylar, nükleer güvenlik açısından ciddi uyarılar içeriyor.

Şu anda, İran’da veya bölge ülkelerinde herhangi bir radyasyon sızıntısı tespit edilmediğini kaydeden Sayrafi, yine de İran’ın resmi açıklamalarına göre, İsrail’in Natanz tesisine yönelik saldırı sırasında kimyasal ve radyolojik sızıntıların yaşandığını dile getirdi. Bu gelişmeler, bölgesel güvenlik açısından önemli bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor.

Arap Gözlem Ağı ve Radyasyon Seviyeleri İzleme Çalışmaları

Sayrafi, bölgedeki radyasyon seviyelerinin takibi amacıyla Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün’ün de aralarında bulunduğu ortak bir Arap gözlem ağı kurulması gerektiğini savundu. Özellikle, İsrail’in Necef Çölü’nün güneyindeki Dimona nükleer reaktörüne oldukça yakın olan ülkelerin bu konuda daha hassas davranmaları gerektiğine vurgu yaptı.

İran’ın Nükleer Tesislerinin Durumu ve Uzmanların Değerlendirmeleri

İranlı uluslararası ilişkiler uzmanı Muhammed Hüseyin Vahidi, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Natanz ve Fordo nükleer tesisleri ABD saldırılarının hedefi oldu, ancak önemli tüm materyallerin önceden taşındığına dair güçlü kanıtlar bulunuyor. Ayrıca, Fordo tesisinin derinliği nedeniyle tamamen yok edilmesi oldukça düşük bir ihtimal” şeklinde görüş belirtti.

Vahidi, ek olarak, “Batı’nın esas amacı, İran’ın nükleer programını değil, roket programını dizginlemek. Çünkü roket programını yok etmek, nükleer programı yok etmekten daha zordur. Avrupa ülkeleri, coğrafi konumları nedeniyle İran’a daha yakın oldukları için, bu konuda ABD’den daha ciddi endişeler taşıyorlar. Ancak, Orta Doğu’daki çok sayıda askeri üssü nedeniyle kendilerini tam anlamıyla güvende hissetmeleri de mümkün değil” diye ekledi.

Eski Mısır Nükleer Malzemeler Dairesi Başkanı Ebu el-Huda es-Sayrafi’nin İran Nükleer Tesisleri ve ABD Saldırılarıyla İlgili Değerlendirmeleri
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir