Charlie Kirk’ün trajik ölümü, MAGA hareketinin gençler arasındaki etkisini yeniden gündeme getiriyor ve ülkede siyasi kutuplaşmanın çekirdeğinde yer alan soruları gün yüzüne çıkarıyor. Donald Trump’a yönelik iki suikast girişimi ve Pensilvanya’daki valinin konutunun yakılması gibi olaylar, bu dönemi şiddetin yeniden tartışıldığı bir döneme dönüştürdü.
Maryland Üniversitesi’nin START merkezi tarafından paylaşılan veriler, 2025’in ilk yarısında ABD’nin pek çok eyaletinde 520’neden fazla terörizm veya hedefli şiddet planı ve saldırısı kaydedildiğini gösteriyor. Bu durum da 2024’ün ilk yarısına kıyasla yaklaşık %40’lık bir artış anlamına geliyor. Ayrıca 2025’in ilk yarısında, kitlesel saldırılar en az dört kişinin ölümüne veya yaralanmasına yol açtı ve bu döneme ilişkin veriler, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık %187.5 oranında bir artışa işaret ediyor.
Utah Valisi Spencer Cox, basın toplantısında son dönemdeki gelişmeleri “Amerikan tarihinde dönüm noktası niteliğinde bir süreç” olarak tanımladı; ancak bu dönemin hangi yönde ilerleyeceği belirsizliğini koruyor. Karşılaşılan sorulardan biri, bu dönemin karanlık bir son mu yoksa yeni bir başlangıç mı olduğudur.
Uzmanlar, mevcut atmosferi 1960’ların ABD’sine benzetiyor; o dönemde Kennedy ve Martin Luther King Jr. suikastleri ülkeyi derinden sarsmıştı. START’ın direktörü Amy Pate’e göre bu dönemi tehlikeli kılan iki temel fark var: sosyal medya ve gelişmiş silah erişimi. Komplo teorilerinin hızla yayılması, radikalleşmeyi hızlandırıyor ve müdahale için gereken zamanın daralmasına yol açıyor. George Washington Üniversitesi’nden Luke Baumgartner ise kamu güveninin zayıflaması ve hükümet ile siyasi partilere duyulan güvensizliğin, bu gerilimi artırdığını belirtiyor.
START verilerine göre 2025’in ilk yarısında görülen terör saldırılarının yaklaşık %35’i devlet kurumlarını hedefledi; bu pay 2024’ün ilk yarısında %15 olarak kaydedilmişti.
