Zirvenin ardından basına konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, müzakere süreçlerine ilişkin katkıların uluslararası düzeyde vurgulandığını belirtti. Bu süreçte varılan mutabakatı, Filistin sorununu çözümün tek başına bir belge olarak görmekten ziyade, ateşkesin düzenleyici bir çerçevesi olarak değerlendirdi.
“Filistin davasının temel çözümünün 1967 sınırları üzerinde Doğu Kudüs’ü başkent yapan bağımsız ve toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devleti olduğuna inancımız değişmedi” ifadesiyle Erdoğan, harekete geçileceğini ve uygulanabilir adımların atılacağını ifade etti.
Erdoğan, tarafların üzerinde uzlaştığı belgede günlük 600 yardım tırının Gazze’ye geçişinin öngörüldüğünü hatırlattı ve insani yardım akışının hızlandırılarak yeniden imar çalışmalarının Arap ve İslam ülkelerinin desteğiyle yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca İslam İşbirliği Teşkilatı ile Arap Ligi’nin geliştirdiği bazı çalışmaların sonuçlarının yakın zamanda değerlendirileceğini söyledi.
Batılı ülkelerin Filistin devletini tanıma kararlarını, iki devletli çözümün yapı taşları olarak görmek istediklerini belirten Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve İngiltere Başbakanı Starmer ile yaptığı görüşmelere değindi. Zirveyle Gazze’deki sükunetin, dünyanın farklı bölgelerinde barış için umut oluşturan bir gelişme olarak görüldüğünü ifade etti.
Erdoğan, ateşkesin kalıcı olması gerektiğini ve ihlallerin yaşanmaması için kararlı bir duruş gerektiğini belirtti. İsrail’in sicilinin geçmişteki ihlalleri nedeniyle daha dikkatli ve temkinli olunması gerektiğini vurguladı. ABD ve diğer ülkelerle birlikte ateş kesinin korunması için çalışacaklarını ifade etti ve geçmişteki kararlılık eksikliklerinin yeni dönemde giderileceğini sözlerine ekledi. Zirvenin bu ortak iradeyi bir kez daha teyit ettiğini söyledi.
ABD Başkanı Trump ile Sisi, Katar Emiri ve Erdoğan’ın ortak bir imza süreci yürüttüğünü belirten Erdoğan, bu metnin bölge için kalıcı barış ve refah vizyonunu güçlendirdiğini kaydetti. Metnin hayata geçirilmesi için tarafların birlikte hareket edeceğini vurguladı.
“Kalıcı Barış ve Refah İçin Trump Anlaşması” başlıklı metnin ardındaki taahhütler, barışın siviller için güvenlik, istikrar ve ekonomik refah yaratması yönünde bir vizyon olarak sunuldu. Ortak dil, radikalleşmeyi azaltmayı ve eğitimin, fırsat eşitliğinin önemini vurgulayan, tüm toplulukların inançlarına saygı gösteren bir çerçeve olarak ifade edildi.
Gazze’deki görev gücü konusunda ise Erdoğan, sürecin nasıl işleyeceğinin hâlen görüşüldüğünü belirtti. İnşa ve ihya konularında Körfez ülkeleri ile Amerika ve Avrupa’dan destek beklediklerini, konvoylar ve konteynerlerle bölgeye en kısa sürede yardımların ulaştırılacağını söyledi. Dışişleri Bakanı Fidan, Milli Savunma Bakanı Güler ve MİT Başkanı Kalın’ın muhataplarıyla temaslarının sürmekte olduğunu ve bu temasların sonuçları doğrultusunda adımların atılacağını ifade etti.
Erdoğan ayrıca, süreçte ABD’nin rolünün belirgin olacağını ve diplomasi kanallarının bu süreçte aktif olarak kullanılacağını belirtti. Zirvede elde edilen ortak duyarlılığın, gelecek süreçlerde uluslararası toplumun barış çabalarının artmasına zemin hazırlayacağını sözlerine ekledi.
SDG entegrasyonu ve Suriye ile ilişkiler konusunda ise, Türkiye’nin Suriye ile kapsamlı temaslarını sürdürdüğünü ve SDG’nin entegrasyonu için yakın iş birliği içinde çalışacaklarını söyledi. Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve etnik-dini unsurların kapsayıcı bir yaklaşım içinde ele alınmasının da öncelikler arasında olduğunu belirtti. Bu çerçevede, Ankara ve Şam arasındaki koordinasyonun, bölgenin kalkınması ve istikrarı için kritik olduğuna vurgu yaptı.
Son olarak, İsrail’in saldırganlığına karşı uluslararası toplumun ortak duruşunun güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Gazze tecrübesinin, baskıcı politikaların yol açtığı sonuçları ağır bir şekilde gösterdiğini dile getirerek, bölgedeki komşularla dayanışmanın sürdürülmesi gerektiğini kaydetti. Erdoğan, bölgede kalıcı barış için herkesin üzerlerine düşeni yerine getireceklerine inandıklarını ifade etti.
