featured
  1. Haberler
  2. Orta Doğu
  3. ABD-İran Mutabakatının Gürültülü Özeti ve Bölgesel Oyunlar

ABD-İran Mutabakatının Gürültülü Özeti ve Bölgesel Oyunlar

İki aktör arasındaki yeni ara dönem, savaşa doğrudan bir son vermekten çok, vadeli bir geçiş dönemi olarak şekilleniyor. Tahran için ise bu süreç, bölgesel nüfuzunu yasal bir çerçeveye oturtma hedefini taşıyor. Anlaşmanın metnindeki sınırlar hâlâ netlikten uzak olsa da, bu geçiş süreci İran’a enerji ticaretinin önündeki engellerin kaldırılması, uluslararası finansal sistemle daha serbest çalışabilme imkanı ve Stratejik olarak Hürmüz Boğazı çevresinde kontrolün pekiştirilmesi gibi olumlu ekonomik geri dönüşler vaat ediyor.

Öte yandan, bu mutabakat Washington ve Tel Aviv arasındaki farkları görünür kılıyor; bu farklar Hizbullah ve Lübnan bağlamında İsrail’e karşı baskı unsurlarını güçlendirebilecek bir zemine işaret ediyor. İran Uzmanı Gürkan Biçen ile yapılan değerlendirme, bu anlaşmanın Washington’un hedeflerine doğrudan ulaşamadığını ve İran üzerinde baskı kurma yetisini azaltan bir sonuç doğurduğunu öne sürüyor. Biçen, “ABD’nin geri çekilmekten başka bir yol bulamadığı” yorumuyla, mevcut tutumun var olan güç dengelerini değiştirse de nihai hedeflere ulaşma kapasitesinin sınırlı kaldığını belirtiyor.

İran’ın mutabakatı anlamlandırırken nelere dikkat ettiği konusunda Biçen, ülkenin bölgesel güç dengesini koruma isteğinin belirleyici olduğunu vurguluyor. 8 yıllık Irak-İran savaşı bağlamında değerlendirildiğinde, “velayeti fakih” düzeninin analiziyle hareket etmek gerektiğini savunan uzman, mutabakatın temelinde kitle imha silahları gibi korkutucu tehditlere karşı bir strateji birikiminin olduğuna dikkat çekiyor. Bu perspektife göre, ABD’nin bu süreçte gösterdiği enerji beyanları ve militer söylemlerinin, İran’ın güvenlik algısını sarsmayı amaçlayan adımlar olduğu ifade ediliyor.

Şu an için öncelik çatışmaların durdurulması olarak görülüyor. Biçen’e göre, taraflar arasındaki ifadeler ve bazı belirsizlikler, çevre olarak tarif edilen kavramın neyi kapsadığını netleştirmekte yetersiz kalıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki egemenliğin hangi mekanizmalarla güvence altına alınacağı ve “çevre” kavramının hangi unsurları kapsayacağı konularında netlik yok. Ayrıca 300 milyar dolarlık kalkınma planının amacı, savaş tazminatı gibi görünmeyip yardım çerçevesinde sunulmuş olsa da hangi aktörlerin dahil olduğu belirsizliğini koruyor.

Lübnan ve Hizbullah bağlamında bir kırılma potansiyeli, İran için bölgesel dengeyi bozmayı hedefleyen taraf için bir dikenli savunma mekanizması kurmaktan öte, mutabakatın dolaylı bir aracı olarak okunabilir. Biçen’e göre İran, Hizbullah’ı terk etmeyeceği bir konuma sahip ve bu konum, İsrail’e karşı bir baskı aracına dönüşmüş durumda. İran’ın yaklaşımı, mutabakatın bölgesel etkilerini genişletirken, ABD’nin iç politikadaki çatlakları da hesaplayan bir strateji olarak değerlendiriliyor. Bu mutabakat, Lübnan özelinde mevcut dengeleri koruyarak, hem İsrail’e karşı savunma hattını güçlendirme hem de Siyonist rejim üzerinde baskının sürdürülmesi yönünde bir zemine oturuyor.

Gelecek tablolar için özetle, mutabakatın amacı çatışmayı durdurmak ve taraflar arası istikrarı uzun vadeli bir perspektife taşımak olarak öne çıkıyor. Ancak belirsizlikler, kimlerle hangi mali ve siyasi aktörlerin mutabakatın içinde yer aldığı ve çevre kavramının kapsamı gibi konular, bu sürecin net bir sonuca götürecek kadar belirginleşmediğini gösteriyor. İran için, bölgedeki etkisini sürdürmek ve Lübnan üzerinden baskıyı sürdürmek şu anki en somut kazanım olarak görülüyor.

ABD-İran Mutabakatının Gürültülü Özeti ve Bölgesel Oyunlar
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir