Venezüella’da yaşanan gelişmeler sonrasında Trump yönetiminin bu ülkenin siyasi geleceğini Washington’un kontrolünde gördüğü ileri sürüldü. Yetkili açıklamalarda, kimin kimin başında olduğuna ilişkin soruşturmalarda verilen cevapların ikna edici olacağı belirtilirken, “burada baş kişi olan biziz” ifadesiyle Washington’un etkisi vurgulandı.
Trump, Venezüella’nın ülkede enerji ve altyapıya yönelik yatırımlara açık olduğunu ifade ederken, petrol şirketlerinin bölgede çalışmak için can attığını ve ülkenin ekonomisinin ABD menfaatleriyle uyumlu bir şekilde yeniden inşa edileceğini söyledi. Bu süreçte ABD güçlerinin rolü ve Ulusal çıkarlar ön planda tutuldu.
Güncel açıklamalarda Maduro’nun yakalanmasıyla ilgili farklı ifadeler öne çıktı. Kaçırma kelimesinin uygunluğu, operasyonun hızlı bir şekilde gerçekleştirilmiş olması ve “çok şiddetli” ifadesiyle desteklendi. Maduro’nun derhal ABD güçlerine teslim olduğu yönündeki beyanlar da tartışmalara yol açtı. Seçimlerin ne zaman yapılacağı konusundaki belirsizlik sürerken, ülkedeki güvenlik güçleriyle ilgili bilgiler de güncellendi.
Virgin adımlarıyla ilerleyen süreçte, ABD’nin Venezüella’daki varlığını sürdürmesi ve bir büyükelçilik açma planı üzerinde konuşuldu. Ayrıca bölgede Çin ile ilişkilerin etkilenmeyeceği yönünde açıklamalar gelirken, bölgede başka ülkelerin de güvenlik ve uyuşturucu ticaretiyle ilgili kaygılar gündemde kaldı. Avrupa Birliği açısından savunma entegrasyonunda bu bölgenin önemi tekrar vurgulandı.
Olayın ardından Caracas’taki patlama ve uçak sesleriyle başlayan süreç, Venezüella yönetiminin ABD’yi farklı bölgelerde sivil ve askeri tesislere karşı saldırılarla suçlamasıyla devam etti. Trump, Maduro ile eşinin ülkeden çıkarıldığını duyururken, Adalet Bakanı Bondi, Maduro ve eşinin hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu açıkladı. Venezuela Yüksek Adalet Mahkemesi ise Devlet Başkanlığı görevini geçici olarak Delcy Rodríguez’e devretme kararını açıkladı.
