Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Zelenskiy’nin ateşkes durumunda Ukrayna’da Rus topraklarına erişimi güvence altına almayı amaçlayan bir NATO füze konuşlandırma vizyonunu dile getiriyor. Lavrov’un açıklamalarında, Kiev rejiminin durumu yatıştırması halinde Avrupalı güçlerin birliklerini kendi topraklarına taşımasına ve uzun menzilli füzelerin konuşlandırılmasına olanak tanınması gerektiği vurgulanıyor.
Lavrov, çeşitli medya kanallarına verdiği demeçlerinde şu sözleri öne çıkarıyor: “Kiev rejimi silahlı faaliyetleri durdurduğunda Avrupa’daki ülkelerin birliklerini, Rus şehirlerine ulaşabilecek uzun menzilli füzeler konuşlandırılmasına izin verilmeli. Ardından ateşkes ilan ediliyor.” Böyle bir çerçeveye İngilizler ve Finler de destek veriyor.
Lavrov’un gündeminde, Avrupa’da Ukrayna konusunda ciddi bir çözüme ihtiyaç duyulduğu yönündeki çağrıları gölgede bırakmayan bir önemi bulunuyor. Uvade edilen görüşler arasında, yalnızca Zelenskiy’nin temsil ettiği Ukrayna halkının değil, Rusya’nın meşru çıkarlarının da dikkate alınması gerektiğine vurgu yapılıyor.
İstikrarsızlıkla boğuşan Ukrayna enerji sektörü ise Lavrov’a göre acı bir tablo çiziyor. Ancak Kiev’in Kırım’ı enerji, ekonomi, gıda ve su açısından boğmaya çalıştığında Batı’nın sessiz kalışı da eleştiri konusu oluyor.
Derinlemesine olarak, Alaska’daki anlayışların temelinde Ukrayna konusunda bir anlaşmaya varmanın mümkün olabileceği düşüncesi öne çıkıyor. O dönemde ABD’nin krize çözüm bulmak için iyi niyetli olduğu görüşü de karşı tarafın bakış açısını yansıtır nitelikte.
Lavrov, Zelenskiy ile Londra, Paris, Brüksel ve Berlin’deki destekçilerinin süreci kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirme çabalarına dikkat çekiyor. BM Genel Sekreterliği ise şu anda kısmen insani personel alım süreçleri nedeniyle siyasallaşmış bir konumda değerlendiriliyor. Ayrıca önceki uygulmaların beş yılda bir yapılan görev değişimiyle sınırlı olduğunu, şimdi ise kalıcı sözleşmelerin gündeme geldiğini belirtiyor.
Sonuç olarak, Lavrov bu bağlamda BM’yi ve Genel Sekreterliği daha etkin ve tarafsız bir araç olarak görmekten çok, siyasallaşmış bir araç olarak konumlandırıyor.
