Batı tarzı beslenme alışkanlıkları, fiziksel sağlığın ötesinde ruh sağlığını da etkileyen ciddi sonuçlar doğuruyor. Belgorod Devlet Üniversitesi önderliğindeki uluslararası ekip tarafından yürütülen araştırma, doymuş yağ, kolesterol ve yüksek şeker içeriğine sahip bu diyetin beyin fonksiyonlarını bozarak zihinsel rahatsızlık riskini artırdığını ortaya koydu.
Metabolites dergisinde yayımlanan çalışmada, fast-food temelli bu beslenmenin beyindeki mutluluk mekanizmasını bozduğu gösterildi. Sistemik iltihaplanmanın ve erken ölüm riskinin bu tür bir beslenmeyle ilişkili olduğuna vurgu yapan ekip, vücuttaki bu süreçlerin serotonin geri alımı üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirtti.
Hamburger ve kola gibi yüksek kalorili yiyeceklerin, beyindeki serotonin taşıyıcısı (SERT) proteininin işlevini zayıflatabileceği ifade edildi. Maastricht Üniversitesi üzerinden açıklama yapan bilim insanları, bu proteinin depresyon, anksiyete ve obsesif-kompulsif bozukluklarda kritik rol oynadığını ve kötü beslenme ile birlikte bozulabildiğini açıkladı.
Çalışmada üç hafta boyunca şeker ve doymuş yağ açısından zengin bir diyetle beslenen yaşlı dişi farelerde glukoz toleransında bozulma, dürtüsellikte artış ve davranış bozuklukları ortaya çıktı. Ayrıca bu hayvanlar yeni çevrelere karşı daha temkinli hale geldi ve hafıza ile çaresizlik testlerinde olumsuz sonuçlar sergiledi.
Yaşlılık dönemindeki kadınlar için risk daha belirgin Araştırma, menopoz sürecindeki kadınların metabolik ve ruhsal bozukluklar açısından en savunmasız grup olduğunu gösterdi. İnsanlarda SLC6A4 genindeki değişikliklerin de benzer serotonin eksikliğine yol açabileceğini vurgulayan bilim insanları, temel mekanizmaların ortak olduğu görüşünü paylaşıyorlar ve bu bulguların insanlar için de geçerli olabileceğini ifade ediyorlar.
Diyet değişiminin önemi Uzmanlar, sağlıksız beslenme alışkanlıklarının sürdürülebilir biçimde değiştirilmesinin hayati olduğuna işaret ediyor. Hayvansal yağlar ve basit karbonhidratlarla zengin bir diyetin sadece kilo ve kalp sağlığıyla sınırlı olmadığını söyleyen bilim insanları, ruh sağlığını korumanın en etkili yolunun doğru beslenme olduğunu belirtiyor. Bilim ekibi, gelecekte bu alanda bireyselleştirilmiş tedaviler için yeni mekanizmaların üzerinde çalışmayı sürdürecek.”
