featured
  1. Haberler
  2. Orta Doğu
  3. Küresel Dengeyi Sarsan İran Mutabakatı ve Bölgesel Güçler Şebekesi

Küresel Dengeyi Sarsan İran Mutabakatı ve Bölgesel Güçler Şebekesi

ABD-İran mutabakatı, Washington’ın askeri ve bölgesel hesaplarında istediğini elde edememesinin bir sonucu olarak görülürken, dünyayı küresel ticaret krizinin eşiğine sürükleyen bir dönemde Amerikan diplomasisinin yeni güven arayışlarıyla yüzleştiği bir tablo ortaya çıkıyor. Göreve gelmesiyle birlikte köklü politikalarını değiştirmeye başlayan Donald Trump ve ekibi, iç politikadaki sol-sağ muhafazakar direnişlerle karşı karşıya geldi; Tel Aviv üzerinde ise mutabakatı sabote etme yönünde baskılar giderek güçleniyor. Böylece İran karşısında Washington-Tel Aviv hattının öngörülemez yönleri, bölgesel dengelerin yeniden biçimlenmesini hızlandıran bir süreç başlattı.

İran’ın sahadaki vekil güçleri ve direnişi, bu süreçte Kağıt üzerindeki öngörülerin ötesinde bir etki yaratırken, Washington’un ve müttefiklerinin stratejik hesapları küresel düzeyde sancılar doğurdu. Çin’in sessiz istihbarat ve lojistik gücü ile Rusya’nın desteğinin gün yüzüne çıkması, Orta Doğu’daki güç dengelerini köklü biçimde değiştirdi ve Türkiye, Pakistan ile Suudi Arabistan’ın öncülüğünde yükselen yeni bölgesel güvenlik ittifakları bu dönüşümün merkezine yerleşti.

Analist Oğul Tuna ile yapılan söyleşide, Trump’ın Iran politikası ve bu sürecin bölgesel etkileri değerlendirildi. Tuna’ya göre, ABD’nin kriz yönetiminde belirgin bir zayıflık göstereceği beklenen anlarda bile, Trump’ın adımları «gerçekçi» bir yaklaşım olarak nitelendiriliyor. Ancak ABD içindeki politik ayrışmalar ve İsrail lobilerinin tepkileri, süreci istikrarlı bir yola sokma çabalarını zorlaştırıyor.

“Dünyanın değişiminin sancılarını yaşıyoruz” şeklinde özetlenen görüşler, Avrupa’nın, Çin’in etkili hareketiyle krizin etkilerini hafifletmeye çalıştığını gösterirken; Trump’ın destek bulmada karşılaştığı zorluklar ve MAGA odaklı politikaların iç kamuoyunda karşılık bulmaması, sürecin kırılmalarla geçeceğini işaret ediyor. İsrail’e yönelik eleştiriler ve iç politik çalkantılar, bölgesel dengeyi yeniden düşünmeye zorlayan gelişmeler olarak kayda geçiyor.

“İran büyük bir galibiyet kazandı” diye değerlendirilen tablo, İran’ın stratejik olarak güç kazandığını gösteriyor. İran, bölgedeki ağırlığını pekiştirirken muhalif unsurlarını bile kendi tarafına çekmeyi başardı ve ABD-İsrail ekseninin itibarını dünyada sarsan bir sonuç doğurdu. Bu gelişmeler, bölgede Türkiye ile İran’ın belirleyici konumlarını daha da belirginleştirdi ve yeni bir dengelemeyi zorunlu kılıyor.

“Yeni bir denklem çıkması muhtemel” olarak öne sürülen görüş, Pakistan-Türkiye-Suudi Arabistan ekseninin güç kazanmasıyla bölgesel güvenlik çatışmalarının yeni bir çerçeve içinde şekilleneceğini ima ederken, Çin’in güvenlik kalkanı rolünün kritik olduğuna vurgu yapıyor. Pakistan’ın aktif rol alması ve trigam bir ittifakın olası oluşumu, özellikle Türkiye’nin bu tabloda belirleyici bir aktör olarak konumlandığını gösteriyor. ABD’nin hedeflediği sonuçlar, Çin ve Rusya’nın sızdırıcı müdahaleleriyle sınırlı kaldı ve bu da bölgesel aktörlerin konumlarını güçlendirdi.

Küresel Dengeyi Sarsan İran Mutabakatı ve Bölgesel Güçler Şebekesi
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir