Manila’daki Rusya-ASEAN Dışişleri Bakanları Toplantısı sonrasında Lavrov basın mensuplarına küresel gelişmelere ilişkin düşüncelerini paylaştı. Toplantıda ABD Dışıişleri Bakanı Marco Rubio ile önümüzdeki görüşmenin netleştiğini ifade eden Lavrov, görüşmenin gerçekleşeceğini ve sonrasında izlenimlerin paylaşılacağını kaydetti. Bu temasın, taraflar için faydalı sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.
Güvenlik ve ekonomi konularında konuşmasında Lavrov, Avrupa’nın silahlanma süreçlerine ilişkin endişelerini dile getirirken, kimseye karşı saldırı niyetinde olmadıklarını belirtti. ASEAN ülkelerinin çoğunun Rusya’nın Ukrayna krizindeki yaklaşımını anlayışla karşılayışını da işaret eden diplomat, Karan dağlarındaki tahıl koridoru konusunda mevcut anlaşmanın Ukrayna’nın çıkarlarına hizmet edeceğini düşündüklerini ifade etti. Ancak BM’nin taraflı bir rol oynadığını savundu ve sürecin uygulanmasında Ukrayna’nın çıkarlarının ön planda tutulduğunu belirtti.
Nükleer gerilimler ve bölgesel kaygılar bağlamında Almanya’nın nükleer programıyla ilgili haberlerin “gerçekten endişe verici” bulunduğunu söyleyen Lavrov, İran’a yönelik adımların da birçok ülkede nükleer silah arayışını tetikleyebileceğini vurguladı. Hürmüz Boğazı’ndaki çatışmaların, ne ABD’nin ne de İran’ın çıkarlarına hizmet etmediğini ifade eden Lavrov, bu bölgedeki tansiyonun küresel ekonomiyi doğrudan etkilediğini ve bir an önce sona ermesi gerektiğini belirtti.
Kore Yarımadası ve savunma işbirliği konusuna değinen Lavrov, Rusya ile Kuzey Kore’nin geri adım atmayan bir kararlılıkla Pyongyang’ın savunma kapasitesini güçlendirme amacıyla hareket ettiğini teyit etti. Batı’ya yönelik finansal bağımsızlık konusunda ASEANlı meslektaşlarıyla yeniden güvenli bir finansal sistem kurulmasının mümkün olduğunu düşündüklerini ifade etti. Ayrıca Rusya ve ASEAN arasındaki mevcut ticaret hacminin 2036 yılına kadar iki katına çıkması hedefini paylaştı.
Ticaret ve enerji alanında yeni yönelimler kapsamında, Batı’nın finansal baskılara karşı dayanıklılık kazanması için teknik ve yapısal adımların atılacağını belirtti. Ayrıca Suudi Arabistan’ın barışçıl amaçlarla uranyum zenginleştirme için ABD’den izin alması gerektiğini düşünmediğini sözlerine ekledi.
